Kutsal Kitap der ki: Gençleriniz görüntüler görecek, yaşlılarınız ise düşler. Yani gençler Tanrı'ya yaklaşmaya yaşlılardan daha uygundur, zira görüntüdeki ilham rüyadan daha açık ve nettir. Gerçekten de, insan dünyadan ne kadar çok içerse, zehrinden de o kadar çok almış olur, yaşlandıkça istem gücü ve duygularından ziyade kavrama yeteneği artar. Genç yaşta olgunlaşanlar, yıllar içinde çarçabuk solmaya başlar ve olgunlukları gözden yiter. Böyleleri evvela hassas bir zihin yapısına sahipken, zamanla keskin zekaları tamamen ortadan kalkar, tıpkı retorikçi Hermogenes gibi, kitapları son derece incelikli eserler olsa da, kendisinin biraz sersemlediği de bir gerçektir.
Ateşli bir yaradılışa sahip olup şiddetli arzuların ya da takıntıların esiri olmuş insanlar, orta yaşa gelmeden iş görecek olgunluğa erişemez. Julius Caesar ve Septimius Severus'ta görülen de budur. Hatta ikincisi için şöyle bile denmiştir: Gençliğini yanılgılarla, demem o ki, çılgınlıklarla geçirdi.
alışkanlık insan yaşamında bu denli belirleyici ve yöneticiyse, bilhassa iyi alışkanlıklar edinmeye dikkat etmeliyiz. Kuşkusuz, alışkanlık çocuk yaşta edinilirse, daha kalıcı olur: Buna da zaten eğitim diyoruz. Eğitim, ilk yıllarda kazanılmış alışkanlıktan başka bir şey değildir.