Ben bir köylüyüm, çölde büyümüşüm. Her şeyin, doğanın bile, kişinin bakışları karşısında durgun, sönük, engin olduğu yerde, her bir fırlayış beni aşağılıyor. Şiddetli ışıktan, ateşin büyüsel oynayışı ile alımlı ışıldayışlardan niçin korkuyorum? Gözlerimi mi kamaştırıyor? Biliyorum; tutukevinde geçen bir yaşam boyu, hücre içinde yeşermek, darlık ile karanlık içinde yaşamak, gözlerimi karanlığa alıştırmış.
Derin, girişken İngiliz filozof Berkeley: Dış dünyayı oluşturan etkenin düş (idea) olduğunu, her insanın dünyayı, kendi olduğu gibi gördüğünü söylüyor. Doğru da söylüyor. Her insanın dünya görüşü kendi görüşüne uymaz mı? Bu görüş'ü kendi kesiminden, kendi toplumundan, kendi tarihinden ya da soyundan ya da bütün bu etkenlerden alıyorsa da... Nasıl olsa, dünyayı ve dünyasal olguları oluşturan onun kendisidir. Bakmıyor, yaratıyor! Bu, Berkeley'in düşmanları olan maddeci toplum bilimcilerin de onayladığı bir sözdür.