Hüseyin Aycan

Realizm ile idealizm. Kendimi realizme vermek, var olanı, dünya ile insan gerçeğini düşünmek istedikçe, saçmalık duygusuna kapılıyorum. İnsan, sürekli kendini doğadan daha onurlu görür, kendini "var olan"dan daha üstün sayar.
Reklam
(Massignon’un) Hallac'ın Kişisel Yaşam Eğrisini çevirdim de yayımlatmadım. Özellikle de, gizemciliğin çarpmış olduğu bu toplumun gizemci özüne eklentiler yapmak istemediğim için. Bununla birlikte, Selman'ı yayımladım. En azından, kalemi, büyük Doğu yiğitleriyle ilk İslam'ın korkusuz savaşçılarının kılıçları gibi bizim kendi "aydınımsılarımız"ın eliyle bütün değerlerimizi bataklıklara çeken keşişler ve sömürgecilerin alçakça suçlamalarına karşı, İslam'ın onurluluk ile özgünlüğünü savunmuş olan bir kişinin adı dilimizde kalsın diye...
... Onlar Kur'an ve dua kitabı okuyorlar, bir sözcüğünü bile anlamadan tat alıp, bekleyişe duruyorlar. Bunlar da Mozart ile Beethoven’in senfonilerini dinliyorlar da anlamıyorlar. Sartre'ın, Camus’nün, Manc’ın... yanlış, bozuk, değiştirilen çevirilerini yapıyorlar da, okuyorlar da anlamıyorlar. Hepten karşılarındakiler gibi sevaptır diye senfoni dinliyor, marksizm ile eksiztansiyalizm tilavet ediyorlar. Onlar uhrevi sevap için; bunlar, dünyevi sevap için.
...put kıran İbrahim; kahraman, kurtarıcı, başkaldırıcı Musa; bir aşk tatlılığında, bir ruh güzelliğinde sevilecek olan kişi İsa; bir de Muhammedin gönlünde İsa'nın yüreği atan, elinde Sezar'ın kana bulanmış kılıcını taşıyan kişi. İnsanlığın kurtuluşu bu ikisini de gerektirir. Kayser yalnız kan döker, İsa da yalnız sever. Bu ikisi de bir arada olmadıkça değer taşımaz. Bir de Ali! Kim olduğu konusunda ne diyeyim? Ona ulaştıkça kalemim titriyor. Var olan, olması gereken türden olan, ancak, olmayan kişi. Bir de Ebu Zerr! İnanç, devrim, toplum eri, erkek adam! Bir de Hüseyin, özgürlüğe ruh, kimileri'ne de ekmek vermiş olan kişi! Bir de Zeyneb, kardeşinin kanlı devrimine kendini, kendi konuşkan diliyle, uyanık, korkusuz ruhuyla veren, zulme alışkın olan döneme karşı bütünüyle duran kişi.
Bu ikisi, (Pascal ve Descartes) benim tapındığım kişilerdir. Tapındığım diyorum, Büyük Ali de: 'Kim bir söz öğretse bana, beni kölesi yapmış olur," diyor. Kuşkusuz bu, kitaplarda ve okullarda öğretilen sözlerden değildir. Kişiyi yeniden yaratan söz türündendir. Her kişinin nasıl iki ölümü varsa iki doğumu da vardır. Bu yeni yaratılışta, böyle bir söz ya da sözler öğreten kimseler, insan ruhunun yaratıcılarıdır.
Reklam