Resimlerle Sanat

Resimlerle Sanat
@lomer
Alıntıları yedekliyorum. instagram.com/resimlerle.sanat
Sanat
Ömer
İstanbul
İstanbul, 9 Mayıs 1995
26 okur puanı
Eylül 2015 tarihinde katıldı
Ancak bu konuda, örneğin mağaralarda bulunmuş, kilden hayvan çizimleri kalıntılarının, balta ve kargı izleri taşıdığını ya da üzerinde buna benzer izler bulunan mağara resimlerinin bir çeşit "hedef tahtası" olabileceğini ve avcıların bu "hedef tahtası" üzerinde "mesleki eğitim" yaptığını sanan araştırmacıların düşüncelerine burada katılmıyoruz. Boyanmış ya da biçim verilmiş hayvan çizimleri üzerindeki darbeler, hiç kuşkusuz, düpedüz eğitim görmenin bir anlatımı değil, av hayvanı üzerinde büyüsel etki uyandırmanın sıradan bir biçimidir. Ama bu arada, avcı için gerekli mesleki yeti de gelişmektedir; örneğin göz keskinliğinin artması, mızrak atma gücünün yükselmesi, sıçrama tekniğinin, sessizce koşmanın yetkinleşmesi; toplu dansın ritmine ayak uydurabilmek için, her dansçının kendi yaptığı hareketleri öbür dansçıların yaptığı hareketlerle uyumlu kılabilmesi. İşte bütün bunlar, hayvan postuna giren ya da bu anlamda maske takan bir avcının av dansındaki rolüne benzemektedir.
Sayfa 232
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Etnografik araştırma sonuçları, aşağı kültür düzeyinde bulunan halklarda, dansın jimnastik yönünün en etkin rolü oynadığını; bunun ise dans eden kişilerde yüksek düzeyde fiziksel bir dayanıklılık ve vücut egemenliği gerektirdiğini ortaya koymuştur. Şurası da ilgi çekicidir: Eski Yunanistan'da, danstan artık ayrılmış bulunan sportif yarışma ve oyunların başlı başına bir insan etkinliği biçimi haline gelmiş olmasına rağmen, yine de jimnastik kendine özgü bir sanat sayılıyordu.
Sayfa 232
İlkel toplum sanatının çözümlenişinde de buna benzer bir duruma rastlanır. Av dansının, daha ava gitmeye hazırlanıştan av başlayıncaya kadar sürdürülmesi halinde, hayvana büyü yapılabileceğini sanıyordu insanlar. Oysa, kendilerine «büyü yapıyorlardı» aslında; yani ava her yönden hazırlanıyorlardı, gerek fiziksel, zihinsel yönden, gerek pratik, psikolojik yönden. Bir başka deyişle, büyü dansı, bütün bu dansa katılanlar için bir toplumsal eğitim aracıydı; gerek fiziki ve mesleki eğitimin, gerek etik ve estetik eğitimin aracıydı.
Sayfa 231
Hiç kuşkusuz, ilkel toplum insanının, elindeki sanatsal araçla doğanın üstünde büyüsel bir etkide bulunabilmek için kullanma çabası bir sonuç getirmemiştir. Duvara av resmini çizdiği için ya da av sahnesini dans halinde canlandırdığı için avlayacağı hayvanı yakalaması daha kolay olmamıştır avcı için. Ancak buradan, sanatsal-büyüsel eylemlerin, bir kendi kendini aldatmaca olduğu ya da batıl inançlı «vahşi insan»ın anlamsız ve yararsız bir uğraşı olduğu sonucuna varabilir miyiz? Her halde acele varılmış, yanlış bir sonuç olur bu. Bu bağlamda burada, Marx'ın insan etkinliğinin kendi gerçek anlamı ile insanın kendi eylemlerinin anlamını, kendisinin nasıl anladığı arasındaki farkı anlatan düşüncelerini anımsamak gerekir. Onun için maddeci tarihçiler, «insanların söyledikleri, kafalarında kurdukları, tasarladıkları şeyler»den değil, «gerçek yaşam sürecinin (süreçlerinin)» nesnel içeriğinin çözümlenmesinden yola çıkmalıdırlar. Bir ideolojinin yanıltıcı oluşu, bu ideoloji içinde yanlış yorumlanmış bir etkinliğin hiçbir pratik değer taşımadığı anlamına gelmez. Örneğin, oyuncak çocuklar oynasın diye yapılmıştır, ama ne çocukların, ne de bazen büyüklerin, birden fark edemeyecekleri, eğitici bir yanı vardır oyuncağın.
Sayfa 231 - M. Kagan Estetik ve Sanat Dersleri İmge Yayınları
Sanatsal-imgesel düşünce, soyut mantıksal düşünceden çok önce oluşmuştur. Çünkü imgeler halinde düşünmek, bilgi sürecinde öznenin kendini soyutlamasını gerektirmez.
Sayfa 222