Sanatın en açık belirtisi, sanatın iletmeye çalıştığı ve içinde barındırdığı kendine özgü sanatsal bildirimdir. Sanat, tüm tarihi boyunca insanoğlunca hep daha ileriye götürülerek yetkinleştirilmiştir. Çünkü dünyanın özümlenişinde ancak böyle bir bildirim sanatta oluşturulabilir; çünkü sanat, bu manevi içeriği genelleştirir, çağdaşların ve daha sonrakilerin manevi iyiliği haline getirir. Demek ki sanatın kökenlerini araştırırken şu soruya bir yanıt bulunmalıdır: İnsan toplumunda böyle bir bildirime niçin ve ne zaman bir gereksinim duyulmuştur ve bu gereksinimi karşılama yeteneğini insan nereden almıştır?
Düşlerimizde her gece hala hiç eskimeyen engeller, heykeller, sınavlar, gizli yardımcılar ve açıklayıcı figürlerle karşılaşıyoruz; ve onların görünüşlerinde yalnız şu anki halimizin tüm resmini değil, kurtulmak için ne yapmamıza dair bir ipucunun yansıdığını da görebiliriz.
Buluşma ve ayrılık, tüm vahşiliğiyle, aşk acılarında olağandır. Çünkü bir kalp sıradan akıl çelmelere direnerek kaderinde ısrar ederse acı büyüktür; tehlike de öyle.