Resimlerle Sanat

Resimlerle Sanat
@lomer
Alıntıları yedekliyorum. instagram.com/resimlerle.sanat
Sanat
Ömer
İstanbul
İstanbul, 9 Mayıs 1995
26 okur puanı
Eylül 2015 tarihinde katıldı
Kim bilir kaç kez yatıştırmış, huzura kavuşturmuştur beni o yavrucak. Evdeyken bir dakika bile peşimi bırakmıyor; çalışıyorsam ceketimi çekiştiriyor ya da bacağıma tırmanmaya kalkıyor, ta ki onu kucağıma alayım. Stüdyoya geldiğinde her gördüğüne sevinçle cıvıldıyor, eline tutuşturduğum bir kâğıt parçası, bir sap sicim ya da eski bir fırçayla sessiz sessiz oynuyor; her an mutlu bir çocuk. Bu tabiatını ömrü boyunca sürdürürse benden çok daha akıllı bir adam olacak.
Sayfa 111
Reklam
Sanatta, bu türden hastalıklı görünümlere de rastlanır; hatta bunlar belli bir ölçüde sınıflandırılabilir de. Gerçekten sanatsal, yaratıcı hiçbir yatkınlık içermeyen, insan elinden çıkma, birçok yapıt vardır. İmgesel düşünce yoksunluğu, bu yapıtları, bir düşüncenin sırf dümdüz biçimde kuruluşuna götürdüğü gibi, bunu izleyen tüm cisim verme süreci de, daha önceden şematik olarak düşünülmüş içeriğe, özel bir biçim, özel bir "kılıf" uydurma çabasıyla geçer. Önceden belli bir bilgi ve zeka kadar, herhangi bir sanat türünde kullanılan biçimlendirme arasına az ya da çok belli bir egemenlik, bu iki işlemin de kolaylıkla yürütülebilmesi için yeterlidir. Sonuçta, bu yolla ortaya konan bir şiir, bir şarkı, bir oyun ya da bir resim, dış biçimi bakımından gerçek bir sanat yapıtından ayırt edilemez hale gelir. Bu gibi işlerin sık sık gazetelerde yayımlanması, sahneye konması ya da sergilenmesinin nedeni de budur. Ancak gelişmiş sanat algısı olan bir kişi, bunların sahici pırlanta değil, becerikli sahte inci ya da yapay taş olduğunu fark edebilir.
Sayfa 407
Bir sanatçının yetisi, her şeyden önce, bir yapıtı imgesel olarak düşünebilme yeteneğinden, yani bir sanatçının dünyayı soyut olarak değil, duyusal biçimde somut, hayal gücünde görülebilen, işitilebilen, tasarlanabilen bir şey olarak, şiirsel biçimde algılama yeteneğinden gelir.
Sayfa 409
Örneğin, Karl Briullov, Pompei'nin Son Günleri adlı tablosunu yaptığı zaman, çok iyi biliyordu ki, bu yağlı boya resimdeki uyumlu, güzel insanlarla, kendi canlandırdığı tarihsel olayın gerçekten içinde yer alan kişiler arasında hiçbir benzerlik yoktu. Yanardağ lavının altında kavrulmuş insanların, aslında kendi tablosundaki kadar güzel ve plastik açıdan çekici olmadığını çok iyi biliyordu. Ama bütün bunları bilen Brullav, yaşamsal hakikatten bilinçli bir biçimde de kaçıyordu. Çünkü, gerçek insan tiplerini değil, ideal insan tiplerini yansıtmak istiyordu; sanatın, insanları ideal yetkinlikte insanlar düzeyine çıkarması gerektiğine inanıyordu çünkü.
Sayfa 406
Delacroix'nin resminde, insana ilişkin bilgi, kişinin etik özelliklerine doğru yönlendirilmiştir. Renoir'in çalışmalarında, insanın eylemlerinde izlenen iç dünyasına dair bilgi, doğada insanın renksel ve plastik varlığıyla dengelenmiştir. Cezanne’ın sanatında ise, bilgiye gösterilen ilgi, vücudun stereometrik yapısı ve bunun renk yoluyla anlatımı üzerinedir. Van Gogh ise doğaya canlı, psikolojik bir varlık olarak bakmıştır.
Sayfa 402
Reklam