Resimlerle Sanat

Resimlerle Sanat
@lomer
Alıntıları yedekliyorum. instagram.com/resimlerle.sanat
Sanat
Ömer
İstanbul
İstanbul, 9 Mayıs 1995
26 okur puanı
Eylül 2015 tarihinde katıldı
Ustalık, sanatçının canlandıracağı şeyle ilgili değerlendirmelerini, gerçeklikle olan ilişkisini, ne denli duyarlı cisimlendirilmiş oluşunda da kendini belli eder. Genel olarak, deneyimsiz sanatçılarda kendilerine karşı yöneltilen eleştirilere hep şöyle bir açıklama yapmaya çalıştıklarını görürüz: "Ben kendi romanımda (ya da oyunumda, resmimde, oynadığım rolde) hiç öyle bir şey söylemek istememiştim ki!" Düşünce ile düşünceyi cisimlendirme, sanatçının gerçek konumu ile kendi yapımından çıkan konum arasındaki nesnel fark, genellikle ustalık yoksunluğundan; düşüncenin altında kalacağı yerde, düşüncenin istediğine çıkan malzemeye egemen olamamaktan gelir.
Sayfa 398
Reklam
"Şair olarak doğmuş" ifadesi, çok yaygın kullanılan bir söz olarak bize ne anlatmaktadır acaba? Neden bir adam için tornacı, doktor ya da mühendis olarak "doğmuş" demeyiz de, şair, besteci, ressam olmak için doğmuş, kendi isteğiyle olmamış deriz?
Sayfa 393
Daha önce de ortaya koyduğumuz gibi, bilim, düşüncenin ürünlerini formüllendirir, düşüncenin mantıksal gücü egemendir burada. Buna karşılık sanat, sanatçının düşüncelerini, anlayış gücünün mantıksal işlem sınırlarının dışında kalan duygularıyla, yaşantısıyla, coşkularıyla, psişesinin* tüm içeriğiyle süzgeçten geçirerek kaynaştırır. Dünyanın sanatsal olarak özümlenişinde, bilinçaltının, sezgisel olanın yeri vardır, oysa bilimsel ya da teknik etkinlik alanında yeri yoktur; bir yasallıktır bu. Psişe: insan zihninin, bilincinin ve bilinç dışının tamamı
Sayfa 391
Yazarlarla yaptığı bir konuşmada şunları söylemiştir Gorki: "Sezgi, henüz düşünce tarafından, bilinç tarafından biçimlendirilmemiş, henüz bir düşünce ya da bir görüntü olarak cisimlenmemiş halde var olandır." Daha sonra da kendi yazarlık deneyimiyle bu tezi şöyle pekiştirir: "Sanıyorum," der Gorki, "hemen hemen herkesin başından şöyle bir olay geçmiştir; otururken içinizde bir rahatsızlık duyuyorsunuzdur, bir anda bir yerlere vardırır bu sizi, yani o sırada aklınızda yatan birtakım olguları, hiç tanımadığınız ama var olduğunu kabul ettiğiniz bir olguyla birleştirip, halkaları kendiliğinden birbirine öyle bir bağlarsınız ki, aslında onun varacağı yer de odur ama sırf size öyle geldiği için değil, sağduyunuzla da öyle gördüğünüz için öyle olmuştur o... Bir görüntüyü tam aktarabilmek için, daha önceki deneyimlere eklenmesi gereken, o ana kadar yazarın eksikliğini duyduğu bu gibi halkalara, sezgi denir işte... Henüz bilince işlememiş, ama deneyimde çoktan var olan bir şeydir bu.
Sayfa 390
İnsanlar dehayı selamlarken, keskin görüşüne hayranlık duyarken, onun yapıtlarında kendilerinden, kendi deneyimlerinden, kendi çabalarından da bir şey bulurlar. Bu nedenle, sanatçıya duyulan bu hayranlık ve saygı, onları sanatçıya yabancı kılmaz, tam tersine, güven verir; onu kendilerine manevi bir öğretmen, yaşamları için bir yardımcı olarak görmelerini sağlar.
Sayfa 380
Reklam