İşte bundan sonra böyle eşeğe ters bindirilmiş çok insan gördü Yusuf. Tüyü bile kıpırdamadı. Yusufun gözlerinin önün de çok baş vurdular. Beyazıt kalesinde... Zincirlerle çok insan dövdüler Beyazıdın çarşı alanında. Bütün bu işler olurken babası kendisinden geçiyor, heybetleniyor, yüzü geriliyor, gözleri parlıyor, boyu uzuyor, omuzları genişliyor, bambaşka bir insan oluyordu. Babası sanki bu anlarda yaratandı, yok edendi. Babası bu anlarda Ağrıdağından binbir gümbürtüyle, yıldırımla, şimşekle inmiş bir korku Tanrısıydı.
Yusuf ondan çok korkuyordu. Babası onun için bir baba değil, bir korkuydu.