Lord Fredick

Cevap olarak diyoruz ki: İman, Allah'ın yol göstermesi ile kulun fiilidir. Tarif etme Allah'tan, bilme ve idrak etme kuldandır. Yol gösterme Allah'tan, doğru yolu bulma ve onu arama kuldandır. Tevfik Allah'tan, gayret, azim ve kasıt kuldandır. İkram ve armağan Allah'tan, kabul ise kuldandır. Allah'tan olan şeyler mahluk değildir. Kuldan olan şeyler ise mahluktur. Çünkü bütün sıfatlarıyla Allah, mahluk değildir. Bütün sıfatlarıyla kul ise mahluktur. Allah'ın sıfatını kulun sıfatından ayırt etmeyen herkes, sapkın ve bidatçıdır.
Sayfa 29·Kitabı okuyor
Kelam
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bahru'l-Kelam:
Bahru'l-Kelam, üslup ve meseleleri ele alış tarzından anlaşıldığı kadarıyla Ebü'l-Muin en-Nesefi'nin gençlik dönemlerinde kaleme aldığı bir eseridir. Nesefi'nin bu kitaptaki üslubu, diğer iki kelam eseri olan Tebsıratü'l-Edille ve Temhid'deki üslubundan son derece farklıdır. Bu kitapta meseleler soru cevap şeklinde ele alınmış, sorulara genellikle ayet ve hadisler ile cevap verilmiştir. Buna rağmen zengin bir içeriğe sahip olan eser, diğer kelam kitaplarında bulunamayacak olan bazı konuları ele almaktadır. Eser, Ebü'l-Muin en-Nesefi'nin düşünce dünyası ile Matüridiliği tanımak adına yeterli olmasa da Matüridiliği tanımak adına başlangıç olarak kafi geleceği kanaatindeyiz. Marifetullahın akliliği, irade özgürlüğü, tekvin sıfatının ispatı gibi Matüridiliğin kendisine mahsus görüşleri eserde geniş bir şekilde işlenmiştir. Eser bir giriş ve atmış sekiz ( 68) fasıldan oluşmaktadır. Bazı başlıkların içeriği benzer olmakla beraber uluhiyyet, nübüvvet ve sem'iyyat ile alakalı asli ve fer'i bütün kelam konularını ve muhalif grupların görüşlerinin değerlendirilmesi ve eleştirisine ihtiva etmektedir. Eserin Türkiye'deki yazma nüshalarının çokluğu sebebiyle, eserin Osmanlı toplumunda çokca okunan kitaplardan biri olduğu sonucuna varabiliriz. Eserin Hasan b. Ehi Bekr el-Makdisi'ye (ö.836/1432) ait Gayetü'lMeram fi Şerhi Babri'l-Kelam isimli bir şerhi bulunmaktadır.2 Zebidi (ö. 1205/1791), eserin, Ahmed b. Mahmud el-Buhari'ye ait Şerbu Babri'l-Kelam isimli başka bir şerhinin olduğunu kaydetse de bu şerh hakkında herhangi bir bilginin olmayışı böyle bir şerhin varlığını meşkuk hale getirmektedir.
Din
Müellif, Ebü'l-Muin en-Nesefi:
Müellif, Ebü'l-Muin en-Nesefi: Tam adı Ebü'l-Muin Meymun b. Muhammed b. Muhammed b. Mu'temid en-Nesefi olan müellif, h. 438, m. 1047 yılında Ceyhun ve Semerkand arasındaki bir yerleşim yeri olan Nesef'te doğmuştur. Büyük dedesi Ebu Muti' Mekhul b. el-Fazl en-Nesefi (ö. 318 /930), Kitabu'r-red ala Ebli'l-bida' ve'l-Ebvai'd-dalle isimli firak kitabının müellifidir. Bu da ilim ehli bir aileye mensup olduğunu göstermektedir. Hayatı hakkında fazla bilgi bulunmayan müellifin, Buhara ve Semerkant'ta dersler aldığı kaydedilmektedir. Müellif, NesefiAkaidi'nin müellifi Necmeddin Ömer en-Nesefi (ö. 537/1142) ile Tubfetü'l-Fukaba müellifi Alaeddin Semerkandi ( ö. 539/1144) gibi pek çok öğrenci yetiştirmiştir. 25 Zilhicce 508, m. 1115 tarihinde muhtemelen Buhara'da vefat etmiştir.
Din
Önsöz
Gayesi; İslam inanç ilkelerini aklen temellendirme ve muhalif gruplara karşı savunma olan Kelam ilmi, geçmişte olduğu gibi günümüzde de hayatiyetini korumaktadır. Geçmişte olduğu gibi bugün de Kur'an ve Sünnetin nasıl anlaşılacağı ile din dışı akımlara karşı İslam'ın nasıl savunulacağı gündemimizi meşgul etmektedir. Bu doğrultuda klasik dönemdeki akımların günümüzde tam olarak karşılığı olmasa da Ehl-i rey grubunu teşkil eden kelamcıların Kur'an ve Sünnete yaklaşım tarzları bizler için son derece önemlidir. Diğer taraftan felsefe ve tasavvuf disiplinleri ile beraber İslam düşüncesinin üçlü sacayağını oluşturan Kelam ilmi, varlığı anlamlandırma ve bir hakikat arayışı olarak düşünce tarihimizde mümtaz bir yer teşkil etmektedir. Saymış olduğumuz bu sebepler ve sorunlar gereğince klasik eserlerin tercüme edilerek anlaşılması, geleceğimize yön verme noktasında kıymete haizdir. Tercüme hareketleri mevcut kültürdeki sorunların başka kültürlerdeki çözümlerle çözüme kavuşturulması şeklinde tarif edilebilir. Bunun içindir ki medeniyet olma yolunda istidat gösteren ilk Müslümanlar, Yunanca ve Süryanice eserleri tercüme etmeye yönelmişlerdir. Tercüme hareketlerinin uygun zeminde filizlenebileceğini söyleyerek medeniyetimizin kuruluşunu yapılan bu tercümelere bağlayan oryantalist iddialara katılmadığımızı belirtmemiz gerekir. Esasen bir kültürdeki tercüme hareketleri, kendisinde bulunan iki şeyin varlığına delalet etmektedir. İlkin tercüme faaliyetinde bulunanların daha öncesinden bir birikime sahip olduğu ve mevcut boşlukları tercüme ile doldurma gayreti içinde olunduğunun, ikinci olarak ise geleceğe dair bir iddia ve gayelerinin olduğuna delalet eder. Bunun içindir ki klasik eserler bizim için geçmişten geleceğe uzanan köprü mesabesindedirler. Klasiklerin bu mütemayiz
Sayfa -1 - Endülüs yay.·Kitabı okuyor
1998 yılına kadar katı lağımını denize döken bir İngiliz Medeniyeti
Londra, İngiltere'nin Avrupa Birliği kurallarına uyarak bu tür uygulamaları yasakladığı 1998 senesine dek, katı lağımını denize dökmeye devam etti. Bu sırada, Londra kanalizasyonlarının ve su kaynağının günümüzdeki işletmecisi, Barking' deki arıtma tesisinde yaktıkları metandan ürettikleri elektriği İngiltere ulusal şebekesine satmaya başladı. Kalan katı lağım pisliği de yakılıyor ve bu ısının türbinleri çevirerek ürettiği elektrik de şebekeye satılıyordu. Bugün, yürürlükteki bu daha katı kanalizasyon arıtma yönetmelikleri sayesinde, Thames'te 115 tür balık bulunuyor. Somon ve levrek hemen Londra Köprüsü'nün üstünden tutulabiliyor ve Thames, dünyadaki büyük metropol nehirlerinin en temizleri arasında yer alıyor.
Sayfa 72·Kitabı okuyor