Siyah ile beyazın, sarı ile mavinin, ve bu arada tabii ki morun, tekbaşınalığından sıyrılarak tek bir rengin içinde eridiğini. Tek renge dönüştüğünü. Onun da artık bu dünyaya ait olmadığını. O kadar çok sesin, aslında kendisi olmak için değil çok sesten yapılma tek bir sesin içinde olmak için anlamını yitirdiğini. Ancak anlamını yitirdiği yerde bambaşka bir anlam kazandığını.
Baba bu dünyada kimlik demektir. Sorgular onun adıyla başlar. Kayıtlar onun adıyla düşülür. Hüviyetler onun adıyla mühürlenir. Ama oğul da sürekliliktir. Ama. Kim bilir. Belki de baba bu dünyadaki hüviyeti temsil etse de kimliğin muhakkaklığı hiç olmazsa teorik olarak sadece ve sadece annede saklı bulunduğundan ve onun da tek sırdaşı Allah olduğundan. Bu dünyanın bittiği yerde, ruh Rabbine geri dönerken ve beden toprağa verilirken, oğul artık babasının değil annesinin ismiyle nida edilmektedir. Ve bu çok manalı bir şeydir.