Acı insanı söyletiyor. Han Duvarları şairinin Yassıada'daki kalbı acılarından geriye benzeri az bulunur bir şiir kitabı kalır. Zindan Duvarları.
Kuşu hicran getirir dalgası hüsran götürür
Mavi bir gözde elem katresidir Yassıada
Şüphe yok ki doksan yıllık hayatının yarıdan fazlasını kendi ifadesiyle, harp meydanlarında, mahkeme salonlarında, sürgünlerde ve zindanlarda geçiren Bediüzzaman, bir isim: Medrese-i Yûsufiyye, ve inandığı yüce bir kıymet uğruna zindana düşmeyi göze alanlar için de bir gönül ferahlığı bırakmıştı geriye:
"... Yûsuf daha nice yıllar zindanda kaldı" (Yûsuf Suresi, 42), âyetinin ihbarı ve sırrıyla Yûsuf Aleyhisselâm mahpusların piridir. Ve hapishane bir nevi Medrese-i Yûsufiyye olur."
Ve bir cümle, âlem-i cümle:
"Mümin zindanda da olsa saraydadır, kâfir sarayda da olsa zindandadır."
Berrak bir suyun derin sadeliğindeki eserleriyle Yeni Türk Edebiyatı'nın dikkate değer simalarından biri olan Sabahattin Ali, fırtınalı hayatında "Kâh el üstünde kâh hapiste"dir. Devrin reisicumhurunu (yani Atatürk'ü) eleştiren bir şiirinden dolayı Sinop Cezaevi'ni boyladığında denize o kadar yakın yatmaktadır.