Hazreti Peygamber zamanında Müslümanlar hapishane adlı bir mekânı tanımıyorlardı. Yargı süresince ya da kesinleşmiş infazın gerçekleşmesi anına kadar tutuklular Mescid'in koridorlarında bekletilirlerdi.
İslâm, varlık nedeni ibadet olan insanın bugünkü manasıyla hapsedilmesine karşıdır. Kuralları ayrıntılarla belirlenmiş olan had ve kısas, suçlunun, cezasını ödedikten sonra toplumsal yaşama geri dönmesine izin verir. Bir başka ifadeyle İslâm, suçluyu, ödenmiş bir bedelin zalim ve mazlum cephesinde azaltılmış gerilimiyle topluma iade etmektedir.Keza, suçun kişiselliği, yani sadece suçlunun cezalandırılması, İslâmî geleneğin başlangıcında temel prensiptir. Oysa uzun süreli hapis, suçlu kadar onun ailesinin de cezalandırılması anlamına gelmekte ve İslâmîanlayışla çelişmektedir.