Güzgelmiş. Tabiat yıkım içinde. Denizde lodos. Buram buram sarı yapraklar. Suadiyeler Bostancılar ve parasızlık. Yoksa bunların nasıl farkına varayım. Marmara Kıraathanesinin buğusu içinde, alevi omuzu başında bir adak mumu gibi yanıp duruyorum. Toplantı sanat manat şiir falan umurumda değil. Esiyorum ki hehey.
Farkına varmadan "bütün bunların, hatırasız haftaların, kalbimi farketmelerinden korkmamın sebebi var"
diyordum.
Şimdi bir şeysin benim için... Varsın.
Fakat bocalıyordum.
Gizlice düşündüğüm, farkedilmesinden korktuğum hakikat sen miydin, yoksa ben, hatırasızlığı, boşluğu, en ucuz şekilde, sırtımdan korkakça, hiçbir teşebbüste bulunmadan birden bire atmak için yine hayal mi kuruyordum.
Dedim ya işte, bocalıyorum.
Yeniden yaşamaya başlamak kolay mı?
Havanın, denizin, denizdeki hareketin, dizlerime sürtünerek koşan çocukların, sessizlikle önüme bırakılan çayın, motor gürültülerinin, ıssızlık içinde korku doğurarak kayan yelkenlilerin, sağ omuzumu ağırlaştırarak ufka inen güneşin ve gelip giden insanların hayata doğru kımıldatamadıkları bir varlığım şimdi.
Yine de biri çıksa, nasılsın dese alışkanlıkla iyiyim diyeceğim.