Son Akşam Yemeği… Son! İsa, hayatının son yemeğini o sofrada yediği için değil. O sofrada ana yemek İsa olduğu için son. Hatta ilk ve son! İsa’nın ilk ve son lokması da o akşam çiğnenip yutulduğu için.
Bakışları hâlâ, iki eliyle tuttuğu şişedeydi. Ve orada bir şişe görmediği belliydi. Başka bir şey görüyordu. Benim göremediğim bir şey. Yüzyıllar önce Rimbaud’nun yazdığı ve benim de yıllar sonra okuduğum o dizedeki gibi: Ve bazen, gördüm ben, insanın, gördüğünü sandığı o şeyi.
“Diyor ya Aşık Veysel, ‘iki kapılı bir han’ diye? Ondan cereyan yapıyor bu hayat! Onun için üşüyorum hep. Gideyim de kapatayım birini!” Gitti ve o kapıyı ardından kapadı.