Elif

Elif
bilinmezliğe dalalım
Kitap yorumum
8/10
·264 syf.··
2026 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 20:37
Rus Edebiyatına yeni başlayacaklar ya da bu aralar Rus klasikleri okumak isteyip kendini çok yormak istemeyenler için güzel bir öneri: Kazaklar. Tolstoy’un yarı otobiyografik özellikler taşıyan bu romanı, bir Kazak köyüne gelen Rus askeri Olenin’in burada geçirdiği dönemi konu alır. Olenin’in köy yaşamına, doğaya ve insanlara bakışı üzerinden hem bireysel bir arayış hem de kültürel bir karşılaşma anlatılır. Kitabı okuyanlar ya da okuyacak olanlar Olenin karakterine zaman zaman kızabilir. Ancak ben onun anlatmaya çalıştığı duyguları oldukça anlaşılır buldum. Olenin, hayal ettiği şeyler henüz gerçekleşmeden onların büyüsüne kapılan bir karakter. Bu büyü yalnızca aşk üzerinden değil; dağlar, bulutlar, taşlar, kısacası çevresindeki her şey üzerinden kuruluyor. Zaten geldiği bu köyden başka türlü nasıl keyif alabilir ki? Onun romantize etme hâli, hem hayata tutunma biçimi hem de içsel boşluğunu doldurma çabası gibi duruyor. Romanda aşk konusunda kafası karışık bir Kazak kızı (Maryanka) var ve bu durum Olenin’i derinden etkiliyor. Öte yandan Lukaşka karakteri, Olenin’in tam karşısında duran, daha içgüdüsel, daha “hayatın içinden” bir figür olarak dikkat çekiyor. Lukaşka’nın doğallığı ve yaşama yaklaşımı, Olenin’in sorgulayan ve romantik dünyasıyla güzel bir karşıtlık oluşturuyor. Genel olarak Kazaklar, Rus Edebiyatının ağır temposuna girmeden önce okunabilecek, sade ama düşündürücü bir roman. Doğa betimlemeleri, karakterlerin iç dünyası ve Tolstoy’un gözlem gücüyle oldukça keyifli bir okuma sunuyor. Kitaplarla ve sağlıkla kalın!
KazaklarLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20235,3bin okunma
Reklam
Kitap yorumum
10/10
·299 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2026 15:39
Beni baştan sona merakta bırakan bir kitaptı. Bunun en büyük nedeni, özellikle başlarda ve ortalarda bazı olayların nedenlerini hemen öğrenemememdi. Açıkçası bu kadar beğeneceğimi ve beni bu denli etkisi altına alacağını hiç düşünmemiştim. Kitap, adından da anlaşılacağı üzere, I. Dünya Savaşı sırasında İngilizler ile Almanlar arasındaki çatışmayı konu alıyor. Ancak bunu doğrudan bir savaş anlatısı olarak tanımlamak çok doğru olmaz. Okur olarak biz, İngiliz askerlerinin yaklaşık iki buçuk aylık eğitim sürecine tanıklık ediyoruz. Ardından gemiyle Fransa’ya geçiyorlar ve savaşın gerçek yüzüyle burada karşılaşıyorlar. Roman bölüm bölüm ilerliyor. İlk 50 sayfa kahramanımızın şimdiki hâlini anlatırken, sonraki 50 sayfa savaş için eğitim kampına katıldığı andan itibaren başlıyor. Bu yapı kitap boyunca bu şekilde devam ediyor. Açıkçası bu anlatım tekniğini çok sevdim; hikâyeye farklı bir derinlik kattığını düşünüyorum. Yazarın okuru ve karakterleri ikilemde bıraktığı iki önemli konu var: homofobi ve şu soru; savaşan mı, yoksa savaşmayı reddeden mi daha korkusuzdur? Kitabın sonu ise sanki bu hikâyeyi ana karakterimizin kendisi yazmış gibi bitiyor. Bu anlatım tarzını daha önce Küçük Kadınlar filminde de görmüştüm ve bu tür finalleri sevdiğimi söylemeden geçemeyeceğim. Kitap aynı zamanda benim için okuma durgunluğunu aşmamı sağlayacak bir kitaptı. Kitabı okurken dinlediğim şarkı: Lie To Me - Chris Isaak Kitaplarla ve sağlıkla kalın!
Asker DoğmayanlarJohn Boyne · Delidolu Kitap · 2020108 okunma
Kitap yorumum
10/10
·1025 syf.··
Beğendi
·
2025 42. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2025 15:47
Bu benim üçüncü Dostoyevski kitabımdı ama açık ara en çok etkilendiğim oldu. Evet, sayfa sayısı ilk bakışta biraz göz korkutucu; dışarıda okumak, taşımak açısından zor, ama inanın o ağırlığın içinde
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,2bin okunma
Kitap yorumum
10/10
·328 syf.··
2025 36. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Eylül 2025 16:40
Küçük Kadınlar’ı okumadan önce birçok inceleme okumuştum. Çoğu kişinin en çok bahsettiği şey kitabın “samimiyetiydi.” Bazen aksiyon, korku, heyecan aramak yerine sadece samimiyet aramak da yetiyormuş dedirten bir kitaptı. Louisa May Alcott’un kaleminden çıkan bu roman, her yaştan okura sıcak bir aile hikâyesi sunuyor. Dört kız kardeşin oyunlarını, tartışmalarını, baloya hazırlıklarını okurken kendinizi onların yanında, hatta bazen bir köşeden sessizce izleyen biri gibi hissediyorsunuz. Bu yönüyle kitap yalnızca bir roman değil, aynı zamanda size eşlik eden bir dost gibi. Kardeşlerin hepsi farklı karakterlere sahip: Meg’in olgunluğu, Jo’nun özgür ruhu, Amy’nin hevesleri ve Beth’in inceliği… Mutlaka birinde kendinizden bir şey buluyorsunuz. Benim favorim Beth oldu; onun naifliği ve kalbindeki iyilik beni derinden etkiledi. Ama inanın hepsinde kendimden bir şeyler buldum, Beth’in pozitifliğine ihtiyacım vardı ve onu bende favori yapanda buydu. Filmi kitaptan sonra izlemenizi öneririm çünkü kitapta her şey bölüm bölüm veya gün gün, artık nasıl adlandırırsanız. Ancak film biraz anılar üstünden gidiyor ve o kadar net zaman dilimleriyle işlenmemiş. Kısacası Küçük Kadınlar, kaoslu kitaplardan bir süre uzak kalmak isteyen insanlar için iyi bir tercih. Macera ya da büyük bir dram aramayan ama insana dokunan, içten bir hikâye okumak isteyen herkesin içini sıcacık yapacak türden bir eser. Kitabı okurken dinlediğim şarkı : David - Lorde Kitaplarla ve sağlıkla kalın!
Küçük KadınlarLouisa May Alcott · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202019,5bin okunma
Kitap yorumum
10/10
·174 syf.··
2025 34. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 03 Eylül 2025 02:14
Beyaz Gemi’yi okurken en çok hoşuma giden şey, anlatımın akıcılığı ve kahramanların gerçekçiliğiydi. Yazar, olağanüstü nitelikler yüklediği karakterleri bile öylesine canlı tasvir etmiş ki zihnimde rahatlıkla canlandırabildim. Romanın sonunun bu kadar düşündürücü olacağını beklemiyordum. Aksine, oldukça net bir sona varacağımı sanıyordum. Fakat yazarın, hikâyeyi okuyucunun yorumuna bırakması beni hem şaşırttı hem de kitaba ayrı bir güzellik kattı. Açıkçası benim düşündüğüm sonda buruk bir tat bıraktı ama yazarın seçmiş olduğu son da burukluk etkisini arttırdı. Karakterlerin işlenişi ayrıca dikkat çekiciydi. Yazar, en kötü sayılabilecek kişilerin bile kendi sıkıntılarını, içsel yaralarını göstermeyi ihmal etmemiş. Böylece okur, onları yalnızca “kötü” olarak değil, insani yanlarıyla da görme fırsatı buluyor. Başlangıçta kitabı çerezlik bir okuma olarak düşünmüştüm. Ancak son sayfaya geldiğimde, ilk sayfalardan beri anlatılan her şeyin değerini artıran bir derinlikle karşılaştım. Tek bir cümleyle; “O tek sayfa bile, romanın tamamını başka bir çerçeveye oturtuyor.” Kitabı okurken dinlediğim şarkı : A Little Death - The Neighbourhood Kitaplarla ve sağlıkla kalın!
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 199987,3bin okunma
Reklam