Rus Edebiyatına yeni başlayacaklar ya da bu aralar Rus klasikleri okumak isteyip kendini çok yormak istemeyenler için güzel bir öneri: Kazaklar.
Tolstoy’un yarı otobiyografik özellikler taşıyan bu romanı, bir Kazak köyüne gelen Rus askeri Olenin’in burada geçirdiği dönemi konu alır. Olenin’in köy yaşamına, doğaya ve insanlara bakışı üzerinden hem bireysel bir arayış hem de kültürel bir karşılaşma anlatılır.
Kitabı okuyanlar ya da okuyacak olanlar Olenin karakterine zaman zaman kızabilir. Ancak ben onun anlatmaya çalıştığı duyguları oldukça anlaşılır buldum. Olenin, hayal ettiği şeyler henüz gerçekleşmeden onların büyüsüne kapılan bir karakter. Bu büyü yalnızca aşk üzerinden değil; dağlar, bulutlar, taşlar, kısacası çevresindeki her şey üzerinden kuruluyor. Zaten geldiği bu köyden başka türlü nasıl keyif alabilir ki? Onun romantize etme hâli, hem hayata tutunma biçimi hem de içsel boşluğunu doldurma çabası gibi duruyor.
Romanda aşk konusunda kafası karışık bir Kazak kızı (Maryanka) var ve bu durum Olenin’i derinden etkiliyor. Öte yandan Lukaşka karakteri, Olenin’in tam karşısında duran, daha içgüdüsel, daha “hayatın içinden” bir figür olarak dikkat çekiyor. Lukaşka’nın doğallığı ve yaşama yaklaşımı, Olenin’in sorgulayan ve romantik dünyasıyla güzel bir karşıtlık oluşturuyor.
Genel olarak Kazaklar, Rus Edebiyatının ağır temposuna girmeden önce okunabilecek, sade ama düşündürücü bir roman. Doğa betimlemeleri, karakterlerin iç dünyası ve Tolstoy’un gözlem gücüyle oldukça keyifli bir okuma sunuyor.
Kitaplarla ve sağlıkla kalın!