Kitap, baskı ve rejim altındaki insanların kültürlerine tutunma çabasını anlatsa da yazarın babasının yaşadıklarını Abutalip üzerinden dinliyoruz. En çok içime dokunan kısımlar, onun çocuklarından koparılışı, buna dayanamayıp ölüşü ve sonrasında aklansa bile her şey için fazlasıyla geç olmasıydı. Bütün bunların sebebi ise çocuklarından bir gün ayrılırsa günlükleriyle de bir şekilde yanlarında kalabilme isteğiydi ve bunun bile gerçekleşememesi, anıların masumiyetini düşündürdü. Daha önce anıların iyi ya da kötü olarak sınıflandırılabileceğini hiç düşünmemiştim. Eklemek istediğim son bir şey: kitap okurken beni boğdu boğdu duvara attı. Dostoyevski'nin ölüler evinden anılar kitabıyla benzer bir iç daralması yaşadım. Şimdiye kadar okuduğum en dar açıdan ele alınmış devrim eleştirisiydi. Olaylar yalnızca tek bir yerde, birkaç karakter etrafında şekilleniyor ve karakterlerle tam anlamıyla bağ kuramadım. Bu da okurken sanki yakın olmadığım biri beni tutmuş ve hiç merak etmediğim konular hakkında nutuklar çekmiş gibi hissettirdi.
Usta ve margarita'ya başlamadan önce yazarın dilini öğrenmek için okuduğum bir kitaptı. Çok sert Sovyet eleştirisiyle karşılaşmayı beklemiyordum ama böyle sert olması gerekiyor zaten
Köpek KalbiMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201925,7bin okunma
Dostoyevski'nin okuduğum en iyi kitabıydı. Kitaptaki her karaktere bağlanabildiğim için ayrı bir zevk verdi.Varlık yayınevine rağmen elime alır almaz bitirdim.