Şeyma

Şeyma
@loveliveread
Kitaplar her zaman güvenli bir liman benim için.
International Relations-Master Degree
1995
863 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·250 syf.··
2026 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 21:00
#okudumbitti#essenilerinöğretileri 1947 yılında Kumran çölünde bir mağarada 2 bin yıllık İbranice, Aramice ve Yunanca el yazmaları bulunur. Bunlar “Ölü Deniz Yazmaları”dır. Bu yazmalarda Esseni topluluğunun yaşam biçimi, inanışları, günlük rutinleri aktarılmıştır. Essenîler M.Ö 2. ve M.S 1 yüzyılda yaşamıştır. Münzevi ,günlük ibadetlerini aksatmadan yaşayan ,sabah ayinleri yapan ve doğayla barışık yaşayan bir topluluktur. Vakitlerinin çoğunu eski yazılar,ilim,şifa, astronomi ve özel bilgi dallarını öğrenerek geçirmişlerdir. Ayrıca Essenileri için oldukça önemi olan Hayat Ağacı on dört pozitif gücü temsil etmekte yedisi semavi ve kozmik, yedisi de dünyasal veya gezegensel güçleri temsil etmekteydi. Hayat Ağacı’nın her bir kökü gücü ve kudreti temsil etmekteydi. Ağaç ile temsil edilen meleklerle irtibata kurmaktaydılar ve Melek lisanını biliyorlardı . Essenilerin her gün sabah ve akşam olmak üzere uyguladıkları “İrtibat Ayinleri” ile hem dünya, doğa ve kozmik enerjiyle birleşiyor hem de canlı fiziksel güç olarak ruhun tekamülü yolunda çalışmalar yapmışlardır. Essenîler için uyum,huzur (barış) demektir. Onlar için insan bedeni (fizik beden), bir duygu bedeni(astral beden), bir de düşünce bedeni (metal beden) olmak üzere üç beden olduğuna inanırlardı. Essenilere göre beden yüz binlerce yıldır tekamül eden faal bedende yaşam ve kozmosun bütün kanunları tezahür etmektedir. İnsanın üç rolü; Birincisi kişinin tekamülü, ikincisi yaşadığı gezegene karşı işlevi ve üçüncüsü de kozmosun bir birimi olarak amacını içermektedir. Essenilerin Yedi Kollu Barışı onların iç öğretilerinin özetini oluşturur. Beden ile Barışma, Zihin ile Barışma, Aile ile Barışma, İnsanlık ile Barışma, Kültür ile Barışma ,Dünyevi Ana’nın Krallığı ile Barışma, Semavi Baba’nın Krallığı ile
1000Kitap
Enok'tan Ölüdeniz Yazmaları'na Dek Essenilerin ÖğretileriEdmond Bordeaux Szekely · Hermes Yayınları · 20249 okunma
Reklam
Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 16:28
#okudumbitti#atatürkünhatıraları Falih Rıfkı Atay Atatürk’e en yakın isimlerden biri ve onun özel kalemi. Çok yönlü bir devlet insanıymış. Atatürk’ün sohbet sıralarında anlattığı hatıraları kitaplaştırmış. “ Atatürk’ün Hatıraları” Atatürk’ün 1914 tarihinden 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basmasına kadar olan süreci anlatmaktadır. Bu tarihten sonrasını daha detaylı olarak Atatürk Nutuk’unda anlatmıştır. Sofya’ya 19.Fırka Kumandanı olarak gidip görev yapan Mustafa Kemal, Birinci Dünya Savaşı patlak vermek üzereyken İstanbul’a gelir. Osmanlı Devleti’nin Almanlar safında savaşmasını istemez. Çünkü Almanya’nın kaybedeceğini anlamıştır. Bulgaristan’da çok istekli değildir Almanya safında savaşmaya Aynı zamanda Türk ordularını tetkik ederek gidişattan memnun kalmamıştır. Atatürk bir kumandan olarak Anafartalar ve Arıburnu’nda büyük başarılar göstermiştir. Mustafa Kemal sözünü sakınmadan dile getirdiği için padişaha yakın isimler tarafından da istenmeyen kişi olmuş ve İstanbul’dan sürgün edilmeye çalışılmıştır. Bu süreçte parasız kalıyor, zorluklar yaşıyor ancak Türkiye’nin içine düştüğü girdaptan dolayı da bir şeyler yapmak mecburiyetinde hissediyor kendini. Mustafa Kemal Padişah ve yönetimine karşı yakın çevresiyle örgütlenmeye başlıyor ve hatta annesi şöyle demiş ; “ Çocuğum ,bir şey sormak istiyorum, sen ve senin arkadaşların yedi evliya kuvvetinde olan padişaha isyan mı ediyorsunuz?” Atatürk kumandan olarak tabi sürekli seyahat ediyor ,Alman kumandanlarıyla görüşmeler yapıyor. Bir seyahati sırasında İspanyol gribine yakalanmış hatta. Yine seyahat ederken halkın da günden güne sefalet ve yaklaşan savaşın ağırlığı altında ezilmeye başladığına da şahit olmuş Mustafa Kemal 1919 yılında ise Yunanlılar Samsun’a asker çıkarmadan kısa süre önce Mustafa Kemal , Damat
1000Kitap
Atatürk'ün Hatıraları (1914 - 1919)Falih Rıfkı Atay · Pozitif Yayıncılık · 2022655 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 23:10
#okudumbitti#koleksiyoncu Koleksiyoncu gerek olay örgüsü gerek karakterler hakkında yazmak istediğim öyle çok şey var ki ama buraya sığmaz …Son sayfalarda krize girdim diyebilirim öyle sarsıldım Bu eser sosyopat,tekinsiz bir karakter olan Frederick ve güçlü,zeki ,iradeli Miranda’nın psikolojik kedi-fare oyunu aslında. Kitabın konusuna gelecek olursam; kelebek koleksiyoncusu olan Frederick oldukça içine kapanık, antisosyal ve silik bir tiptir. Memur olarak çalışır ve işe gidip gelirken oldukça güzel bir kadın olan resim öğrencisi Miranda’yı takıntı haline getirir ve onu kırsalda satın aldığı eve kaçırır. Amacı Miranda’yı kendine aşık etmektir. Olayları kitabın yarısına kadar Frederick tarafından okuruz. Oldukça hasta düşüncelere sahip, empati yoksunu , insan duygularını tanıyamayan bir adamdır. Zaman geçtikçe Miranda’nın kafasında idealize ettiği ve fantezilerinde yaşattığı kadın olmadığını anlamaya başlar. Koleksiyonuna katabileceği bir “parça” değildir o. Aralarında insani ilişkiler gelişemez çünkü Frederick için Miranda bir “insan” değil , bir “obje”dir. Kitabın diğer yarısı ise tutsak Miranda’nın günlüklerinden okuruz. Kendini geliştirmiş ve yaşamayı seven biridir .Sürekli güçlü durmaya çalışır. Özgürlüğüne kavuşmak için Frederick ile bağ kurmaya çalışır hatta cinsellik yaşamayı bile göze alır. Ancak bu ters teper ve Frederick onu “bayağı” olmakla suçlayarak soğur. (Ne denli hasta bir zihine sahip) . İki karakterin arasındaki karakter uçurumu çok etkileyiciydi. Sosyopat bir adamın acizliğini tatmin etmek,tahakküm kurmak ,boyun eğdirmek adına genç bir kadının hayatını nasıl mahvettiğini okudum aslında ve çok üzücüydü… Eserin finali beni çok çok etkiledi. Ne yazık ki Frederick gibi insanlar her an her yerdeler. Koleksiyoncu kötülüğün bazen en sıradan, en
1000Kitap
KoleksiyoncuJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 202410,9bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 10:27
#okudumbitti #carmilla Sheridan Le Fanu tarafından 1872’de yayımlanan Carmilla, vampir edebiyatının ilk kadın lezbiyen vampir örneklerinden biridir. John William Polidori’nin 1819 yılında yayımlanan Vampir eseri türünün ilk örneğidir. Ama en bilineni Bram Stoker’dan Drakula kitabı kadar filmi de muazzamdı. Carmilla eseri ıssız bir şatoda yaşayan baba ve kızın hayatına bir gün oldukça genç ve güzel bir kızın rastgele müdahil olması ve bununla birlikte çetrefilleşen olaylar etrafında gelişir. Laura Carmilla ile arkadaşlık kurdukça onda bir takım gariplikler farkeder. Kendisinde de garip haller, kabuslar ve diş izleri farkederek dehşete kapılır . Eser bizleri karanlığa doğru sürükler , Laura’nın gördüğü kabuslar bizleri ürpertir Bunun yanı sıra kasabada genç kızlar gizemli şekilde ölür. Laura ve babası Emekli General Spielsdorf’un ziyaretiyle Mircalla (Carmilla isminin anagramı) hayat hikayesini öğreniriz. Ve sonucunda olaylar çözüme kavuşturulur. Vampir dizi ve filmlerinde izlediğimiz gibi kalbe kazık saplama, vücudunu yakarak küle çevirme gibi çözümlerle işi bitirilir .Hikaye en başından itibaren Laura tarafından aktarılır. Olayların sonucunda Laura’nin psikolojisinde derin izler bırakır bu olay. Carmilla genç kızları sadece arzulamaz onlara aşk da besler. Kitap Viktorya dönemine göre oldukça cesur bir anlatıya sahip diyebiliriz Gotik edebiyat çeşitliliğini seviyorum. Büyük ve korkutucu şato, ürpertici atmosfer ve tekinsizlik hissi tam yerindeydi. Vampir teması tarihi Antik Yunan, Mezopotamya’ya kadar uzanan bir mit günümüze kadar gelişerek aktarılmıştır. Okuması keyifli kısa bir eserdi . Ayrıca Drakula eserine de ilham kaynağı olmuş bir eser. Kont Dracula’da çok sevdiğim bir kitap Kitaplarla kalın “Üzerimizde büyük bir talihsizlik varmış gibi
Alıntı
CarmillaSheridan Le Fanu · Can Yayınları · 20256,4bin okunma
Puan vermedi·488 syf.··
2026 16. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 17:23
#okudumbitti #atlarafısıldayanadam Uzun süredir kütüphanemde okunmayı bekleyen bu eseri sonunda bitirdim. Basımı 1995 tarihli. Yer yer çevirisinde yapılan aynı kelimelerin tekrarından fenalık gelse de azmedip bitirdim Çevirmenin kelime dağarcığı sınırlıymış sanırım . 14 yaşındaki Grace arkadaşı Judith ile birlikte karlı bir günde at binmeye giderler ve bu durum felaketle sonuçlanır. Grace’in hem ruhunda hem de bedeninde kalıcı hasarlar meydana gelir. Atı Hacı’da bu kazadan sonra tamamen aksileşir ve huysuz ,hırçın bir karaktere bürünür . Grace’in annesi Annie attan vazgeçmek istemez ve onu iyileştirmek için arayışlara girer aynı zamanda kızının da iyileşeceğini düşünür. Araştırmaları sürerken Tom Booker isimli atları ehlileştirebilen ve atların ruhundan anlayan (kovboy diyebiliriz ) çocukluğu hayvanlarla ve çiftlikte geçmiş bu adamla yolları kesişir. Tom’un çiftliğinde kalan anne-kız ve atları Hacı için uzun soluklu bir iyileşme dönemi başlar. Tabi aşk ve trajedi olmazsa olmaz hem de yasak aşk Bu arada karakterlerin yaşamları, iletişimleri , iç dünyaları da detaylı olarak aktarılmıştı. Bu yönden beni içine çekti hikaye. Genel olarak film çekilmesi için yazılmış bir kitap hissiyatı aldım eseri okurken , fazla bir şey katmadı diyebilirim. Çerezlik bir okumaydı ama atları çok seven birisi olarak bu çiftlik yaşamına özendim . Kitabın sonu daha farklı bitebilirdi ama yine de sonlara doğru kitabın ritmi yükseldi . Travmalar , iyileşme ,doğa-insan ilişkileri , arzular , ölüm ve yaşam, seçimlerimiz gibi konuların ekseninde harmanlanmış bir eser. Filmini de izlerim belki Kitaplarla kalın . #nicholasevans #kitap#bookstagram Nicholas Evans Atlara Fısıldayan Adam
1000Kitap
Atlara Fısıldayan AdamNicholas Evans · Butik Yayınları · 201567 okunma
Reklam