Göğüs kafesimin içinde, esneyen, açık bir yara vardı. Bu yara kanar mı diye merak ettim. Bir ruh kan kaybından ölebilir miydi? Belki de çoktan ölmüştü.
“Babanın neler kaçırdığı hakkında hiçbir fikri yok.” Sesi öyle içtendi ki göğsüm sıkışıyordu.
Onun yumuşacık, sıcacık elinin benim kaba ve nasırlı elimle olan zıtlığına baktım.
Temiz ellere karşı kanlı eller.
Masumiyete karşı karanlık.
Birbirine hiçbir zaman dokunmaması gereken iki dünya.