Siyasal İslam, sadece dindar bir topluluğu
hedeflemez; inancı yönetim aracına
dönüştürür. Burada amaç bireyin
Tanrr'yla ilişkisini güçlendirmek değil,
bireyi itaatkâr bir yurttaşa indirgemektir
Erich Fromm'un söylediği gibi, insan
bazen özgürlükten korkar ve kendi
istegiyle otoritenin himayesine sığınır.
Siyasal İslam tam da bu korkudan
beslenir: Özgür düşünce "fitne", eleştiri
"hainlik", farklılık ise "sapma" olarak
kodlanır.Bireyin vicdanı değil, cemaatin
çıkarı kutsanır. Hukuk, adalet dağıtmanın değil, sadaka
ödüllendirmenin aracıdır.
Seçimler yapılir ama seçenekler daralır;
hukuk işler gibi görünür ama kimin için
işlediği çoktan belirlenmiştir.
Siyasal İslam'ın en güçlü tarafi, kendi
gerçekligini üretmesidir: Yoksulluk
"kader", itiraz "dinsizlik", baskı "düzenin
korunması" olarak sunulur.
Ve insanlar zamanla yalnızca itaat etmeyi
değil, itaatin bir erdem olduğuna
inanmayı ögrenir.
Erich fromm