eğer yaşamak kelimesinin mânâsı her şeyden mahrum olmak ve ıstırap çekmekse, her an küçülmek ve bunu nefsinde her lâhza duymaksa, bir türlü aşamayacağı bir çemberin içinde durmadan çırpınmaksa, şüphesiz ben de, benimkiler de en derin şekilde yaşıyorduk
dışta kalmanın üstesinden gelerek yalnızlığın hapishanesinden kurtulması insanın en büyük ihtiyacıdır. bu eğilimi aşmadaki kesin başarısızlık, delilik demektir. zira tümden soyutlanma paniğinin üstesinden ancak dış dünyadan böylesi bir el etek çekmekle gelinebilir. bu durumda, dışta kalma duygusu yok olur. çünkü kişinin ayrı olduğu dış dünya yok olmuştur.
bizde birey olma cesareti yoksa sevgiye asla erişemeyiz, çünkü "sevgi, kişinin bütünlüğünü koruması koşuluyla birleşmedir". sevgi, güvensizlik hissinden dolayı almak değildir; vermezle, neşenin, ilginin, anlayışın, şakalaşmanın ve üzüntünün, yani içimizde "canlı olan tüm şeylerin ifadesi ve dışavurumuyla" başlar.