Hayatın varış noktası hiçbir zaman mutluluk olmamıştır. Mutluluğun daim
olması gibi bir durum da söz konusu değildir, arada sırada mutlu oluruz, arada
sırada kendimizi kötü hissederiz ama hayatın büyük bir kısmında ortalama gider
hayat, ne mutlusundur ne de mutsuzsundur. Seni mutlu eden şeyleri artırdığın
zaman mutluluğunda kısmi bir artış olabilir, ancak bunların sayısını çoğaltırsan
buna da alışırsın ve bu yapılan eylemler seni eskisi gibi mutlu etmemeye başlar.
Seni mutlu edeceğini düşündüğün her neyi hayatına alırsan al, bir süre sonra ona
alışacaksın ve o seni eskisi gibi mutlu etmemeye başlayacak. Mutluluğun yerini
doğru konumlandırdığın zaman, o geldiği zaman kabul edersin hayatına.
İnsan mutlu olur, üzülür, öfkelenir, bazen yetersiz hisseder, bazen bir
günbatımını izlerken dünyanın geçiciliğini düşünür, içini bir hüzün kaplar. Bütün
duygular insanlar içindir ve yaşanmalıdır. Ancak bazı insanlar vardır ki, olumsuz
duyguları kendi ruhuna yakıştıramaz, hüzün, öfke ya da özlem gibi duyguların
olmaması gerekir bir insanda derler. Kendilerine o kadar acımasız davranırlar ki
bu konuda, doğal olarak ne zaman böyle olumsuz bir duygu ortaya çıksa
bastırma eğiliminde olurlar
Ben kendi işime bakarım sen de kendi işine bak. Ben bu dünyaya senin
beklentilerini karşılamak için gelmedim. Sen de benim beklentilerimi karşılamak
için gelmedin. Sen sensin ve ben benim. Eğer tesadüf eseri birbirimizi bulursak
bu çok güzel olur. Ama bulamazsak yapacak hiçbir şey yok.” Fritz Perls
Her şeyi yapamazsın, her şeyi başaramazsın. Başarman da gerekmiyor zaten.
Hayatın sana sunduğu seçenekleri değerlendirip yoluna devam etmen lazım,
yoksa yıllar boyu olduğun yerde takılı kalabilirsin. Diyelim ki sen hayattan 100
lira istiyorsun ama hayat sana diyor ki şu an sadece 10 lira verebilirim sana. Ve
sen hayata küsüyorsun. Ben bu durumu şöyle ifade etmeyi seviyorum, tavşan
hayata küsmüş hayatın haberi olmamış. Hayatın sana şu an verdiği 10 lirayı alıp
yoluna devam etmezsen, ileride alabileceğin binlerce lirayı alma şansın hiç
olmayacak