“Ömrümün görmekle geçtiği o şeylere göz alabildiğine uzanan gökyüzü, aşağıda kendi başına inatla akan dere, uyuklayan bir at, toprak dar sokak, tuğla fırınları, bakakaldım ve o kıyılarda, kurbağa çiçekleriyle kemiklerin arasında biten yabani otların birinden başka bir şey olmadığımı düşündüm. Bu çöplükten bizim gibi attı mı mangalda kül bırakmayan ama zoru görünce sinen, laftan ve çıngardan ibaret lavuklardan başka ne çıkacaktı ki zaten? Ama sonra hayır dedim, mahalle ne kadar bozuksa düzgün olma mecburiyetin o kadar büyüktür.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Ölmek için canlı olmaktan başka bir şey gerekmez’’ dedi kalabalığın içindeki hatunlardan biri, yine onun gibi derin düşünceli bir diğeriyse:
“Yaşarken kibrinden geçilmeyen insanoğlu, ölünce sinekleri toplamaktan başka bir işe yaramıyor.”
“Çağımızın sözde en büyük tasası zaman kıtlığıdır: Toplumlarımızdaki zekâ ve paranın son derece büyük bir bölümünü işleri daha hızlı yapmak için harcamamızın nedeni, bilime, ve bilgeliğe karşı duyduğumuz çıkar tanımaz sevgi değil, budur; insanoğlunun nihai amacı mükemmel bir insanlığa değil de şimşek olup çakmaya, ışık hızına ulaşmaktır adeta.”
“Ne yapılmışsa o kalır! Ne mutlu
Aşkını tamama erdirenlere, öyle bir aşk ki bu, Kalıp sessizce yankılayacaktır onları, öldükleri halde,
Yaşamları bir şey uğrunaydı,
Yaşam uçup gitse de.”
Bayan Norton, La Garaye’lı Kadın (1863)