Kıvrımlı göz kapaklarını tamamlıyordu, morun en koyu tonuna bürünen göz altları. Yorgunluğun aynası olan bal rengi irisler, baygınlıkla süzüyordu ay ışığı ile şereflendirilen odayı. Gecenin bir güzelliği daha sunulmuştu isyankar gözlerine. Tüm ihtişamı ile segilenen yıldızlar, aralık olan perdenin ardından göz kırpıyorlardı. Uğulduyordu rüzgar pencere arasından. Yağmurun habercisi. Uyuyamıyordu uzun olan. Zira izin vermiyordu topal düşünceleri. Ne gitmek biliyor ne ölmek. Gömüyordu canlı canlı zihninin en ücra köşelerine. Dirilmekten başka bildikleri yok, işgalden öte yaptıkları iş yok. Ciğerlerini doldurdu hava ile. Bıkkınlık ile soluğunu bırakırken bir kez daha döndü yalnız yatağında, uzun olan.
-Lucien Dwight