"Çünkü siz de, sizin gibilerin durumunda sadece dostlardan yoksun değilsiniz. Öylesine yalnızsınız ki, düşmanlarınız bile yok sizin! İşte anlamak istemediğiniz bu."
"Peki sen yaşamak istiyor musun?" diye sordu Mary.
"Hayır," diye aksi ve bitkin bir halde cevap verdi çocuk. "Ama ölmek de istemiyorum. Kendimi hasta hissettiğimde burada yatıyor, ağlayana kadar bunu düşünüp duruyorum."
"Peki sen kendini seviyo musun?" diye sordu, gerçekten bilmek ister gibi sormuştu bunu.
Mary bir an duraksayıp düşüncelere daldı.
"Hayır... pek değil," diye cevap verdi. "Ama daha önce bunu hiç düşünmemiştim."
Martha eve dair bir şey hatırlamış gibi gülümsedi.
"Bir keresinde annem söylediydi bunu bana," dedi. "Çamaşır tenekesinin başındaydı, ben de keyfim kaçık, insanlar hakkında kötü kötü konuşuyodum, bana dönüp şöyle dedi: 'Seni küçük cadı! Orada durmuş şunu sevmiyom, bunu sevmiyom diye söyleniyosun. Asıl sen kendini seviyo musun?' Bu sözler beni güldürdüydü, bir anda aklımı başıma getirdi."