Onun gözünde, bir davranış sırf etkisiz olduğu için anlamını yitirmezdi. Birini gerçekten seviyorsan gerçekten severdin, verecek başka hiçbir şeyin yoksa bile sevgin yeterdi.
"Bir günde tam kırk dört kere gün batımını izlediğim oldu," demiştin bana.
Hemen ardından da eklemiştin:
"Biliyor musun... insan üzgün olduğunda gün batımını izlemeyi daha çok seviyor."
Bunun üzerine sordum:
"O, gün batımını kırk dört kez izlediğin gün çok mu üzgündün?
Ancak Küçük Prens yanıt vermedi.
Sahi ne demiştin o sabah ?
"Güneşin batışını izlemeye bayılırım. Hadi gün batımını izlemeye gidelim..."
"Bunun için beklemek gerek."
"Neyi bekleyeceğiz?"
"Güneşin batmasını."
"Gider mi? Nereye gidebilir ki ?"
"Nereye olursa ! Burnunun dikine..."
Bunun üzerine, "Hiçbir şey olmaz. Yaşadığım yer öylesine küçük ki, " dedi Küçük Prens ciddiyetle.
Ve sonra sesinde belli belirsiz bir üzüntüyle ekledi :
"Burnunun dikine gitse bile orada hiç kimse fazla uzağa gidemez. "