Benim ailem dışarıdan çok mutlu ve her şeye sahipmiş gibi görünürken, içeriden bakıldığında daha çok bürokratik bir kurumu andırırdı. Birbirimize güzel sözler sıralardık ancak bunun yapılması gerektiğini bildiğimiz için yapardık biraz da. Yaşım büyüdükçe ve gözlerim açıldıkça yolunda gitmeyen bazı şeylerin olduğunu anlıyordum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Geçmişe gidelim. Ailesi onun tek bir tebessümü için hayatlarını feda edecek insanlardı. Bulundukları şehirlerin en iyi okullarına yolladılar. Alabileceği en iyi eğitimi vermeye çalıştılar ve kesinlikle başardılar. Kaprislerine, ukala tavırlarına ve anormal isteklerine göğüs gerip göz yumdular. O kadar iyi yalan söylüyordu ki ailesinden bile yıllarca her şeyden nefret ettiğini saklayabildi. Eğer anlasalardı bir gün Kayra olacağını, eminim kanlarının ve paralarının son damlasına kadar oğullarını iyileştirmek için savaşırlardı. Dört kişilik ailenin içinde herkesin birbirine saygı duyduğu, birbirini incitmekten korktuğu bir cennet vardı. Ve bütün bunlara, olabilecek en sağlıklı aile ortamına rağmen Kayra delirdi. Ve onları terk etti. Gözünü kırpmadan. Eminim gittiğinde, hayatlarının en büyük şokunu yaşadılar. Çünkü en terk etmeyecek, en mutlu gibi görünen kişiydi Kayra o ailede... Kimse öğrenemedi hareketinin nedenini. Ve ben yine biliyorum ki, yeryüzündeki meleklerden kurulu ailesi, sahip oldukları sınırsız bağışlayıcılıklarına
uygun olarak, Kayra’nın kendilerini terk etmesinin nedenini yine kendilerinde aradılar. Bilemezlerdi çocuklarının doğadışı bir yaratık olduğunu. Yaşamış olduğu normal çocuk ve genç hayatıyla kendilerini yıllarca kandıran bir tiyatrocuya annelik, babalık yaptıklarını bilemezlerdi...