"Kalbimiz ne kadar beklenmeyen şeylerle doludur; kendi heyecanlarımız önünde ekseriya kendimiz hayrete düşeriz. Deruhî varlığımız hudutsuz ve karanlıktır. Bu hudutsuz karanlıkta yol alabilmek için ya çok cesaretli ya çok tecrübeli ve bir ilhama mazhar olmuş kadar ermiş bulunmak lâzım gelir."
"Hudutlar aşıyordum, memleketten memlekete koşuyordum ve yanına vardığım vakit nefesim tıkanıyor, soluk soluğa kalıyordum, bir şey söyleyemiyordum, yalnız diyordum ki: "Bırak seni seveyim. Bırak seni seveyim. Sen istediğini yap, istediğini sev; fakat müsaade et ki, ben daima yanında bulunayım." Zira, onun yanından ayrılır ayrılmaz, sanki havasız kalıyordum, tıpkı sudan çıkarılan bir balık gibi can çekişmeye başlıyordum. Bilseniz bu ızdıraptan kurtulmak için ne zilletlere katlandım, ne zilletlere..."
"Bir garip heyecan içinde sarhoş gibi yürüyorum ve korkmuyorum. Çünkü koyu, uzun ve sayısız bir kâfilenin içindeyim, yolumuzun sonunda belki bir uçurum da olsa yürüyeceğim; zîra benim için hiçbir şey geriye dönmekten daha fena değildir!"
"Dünyada eş yüzler olduğu gibi, eş ruhlar da vardır. Bunlar diğer ruhların kalabalığı arasında mütemadiyen birbirini ararlar, yaştan münezzeh oldukları için yılların açtığı mesafe buluşmalarına mâni değildir."