"Şimdi görebiliyorum özgürlük sandığım şeyin aslında sadece mücadele olduğunu ve özgürlük diye bir şeyin hiç olmadığını."
İrlanda'da Olağanüstü Hâl Kanunu ile tüm gücü elinde tutan Garda Ulusal Hizmetler Bürosu devletin rejimine tehdit olarak gördüğü insanları hukuka aykırı olarak tutuklayıp sorguya alabiliyor. Tutuklanan insanlardan bir daha haber alınmıyor. Larry, İrlanda Öğretmenler Sendikası genel sekreter yardımcısıdır ve önemli bir protestoya hazırlanırken tutuklanır. Geride kalan eşi Eilish bir daha Larry'den haber alamaz ve bu baskıcı yönetim altında 4 çocuğuna tek başına bakmaya çalışır. Babası Simon'un da bunama belirtileri göstermeye başlaması sorumluluklarını arttırır. Yönetim 17 yaşındaki gençleri askere almaya başlar, isyancılar yönetime baş kaldırır, iş savaş çıkar. Hiçbir yerde adalet kalmaz, rejim taraftarı olanlar, isyancı tarafta olanları zorbalar ve dışlar. İç savaş sokaklarına kadar gelen Eilish büyük zorluklarla karşı karşıya kalır. Büyük acılar çekerek zorlu bir sınavdan geçer.
Ortadoğu ülkelerinin çok yakından yaşadığı totaliter ve despot yönetimlerin zorbalıklarını, yazar Paul Lynch, İrlanda'da yaşansaydı nasıl olurdu diye düşünerek yazmış. Oldukça gerçekçi bir kurgu yaratan Lynch hukuku çiğneyip bütün gucu eline alan yönetimlerin, insanların yaşamını nasıl alt üst ettiğini ortaya koyuyor. Bir anda kendini hain olarak görüp içeriye alınabiliyor, işkenceye maruz kalabiliyor. Tüm bu kargaşa içinde tek başına bir kadın olarak Eilish işsiz kalıyor, çocuklarından büyük olanı isyancı gruplara karışıyor, küçük çocukları ve bebeğiyle vatan olarak bağlı olduğu toprakları terk etmekle etmemek arasında kalıyor. Bu yaşananların sonunda gerçekten özgür müyüz yoksa özgürlüğümüz bir insanın iki dudağı arasında olabilir mi diye sorgulatıyor.
Aslında başka