Türk edebiyatında okuduğum en bilinçlice yazılmış romanlardan biri Kıskanmak. Yazar, kitaptaki tüm ögeleri ince ince işleyerek kullanmış, adeta sözcükleri ilmek ilmek örmüş ve gerek kurgu gerekse biçimsel açıdan harika bir eser ortaya çıkarmış.
Roman antikarakter olarak tanımlayabileceğimiz "kıskanç" bir kız kardeşin ağabeyinin hayatını nasıl hiç ettiğini anlatıyor. Anlatıyor ve okurken sizi onu anlamaya, empati kurmaya, yer yer ona acımaya ve sonuçta keşke onu daha güzel yetiştirselerdi, hak ettiği hayatı ona sunsalardı demeye mecbur bırakıyor. Kitap ana karakter Seniha'nın çocuk yaştan itibaren nasıl kötü biri olmaya zorlandığını anlatarak başlıyor; uğradığı haksızlıkları, üzerinde kurulan baskıyı, ona ağabeyinin daha iyi şartlarda yetişmesi için sunulmayan imkanları gördükçe ister istemez onda kamçılanan kıskançlığı doğal görmeye başlıyorsunuz. Burada yazarın hakkını teslim etmek gerekir, kurguya yerleştirdiği betimlemeler sayesinde bilinçaltından, psikanalizden ne kadar iyi anladığını ve bunu çok başarılı şekilde eserde işlediğini görüyoruz. Söz gelimi altıncı bölümün başında Seniha'nın içinde bulunduğu büyük kin ve kıskançlığın neden kaynaklandığını anlatan bir pasaj var burada yazan "Hayal meyal hatırladığı zamanlarda da herkes kendisinin kara kuru, Halit'in ise beyaz, sarı saçlı ve mavi gözlü olduklarına bakarak 'Bu kız ; o, oğlan olmalıydı!" demişler, hep ağabeyini okşamışlardı. Bu okşayanlar, bu sözleri söyleyenler kimlerdi? Hemen hiçbirini hatırlayamadığı halde söyledikleri sözleri ve o okşamaları hiç unutmuyordu. Çirkinlerin güzeller için daima feda edilmeye mahkûm bulunduklarını Seniha küçük yaşta anlamıştı." ya da yine altıncı bölümde yer alan "Mediha Hanım artık açığa vurmuş, birden coşan bir muhabbet ve gururla oğlunu kucaklayıp öperken, 'Ah benim