“Toplumsal bünyede genel ahlak ve pratik ahlaki duyarlılığın canlandırılması çok önemli ve kritik bir meseledir. Ahlak anlatma ve buyurgan bir üslupla konuşma yoluyla halledilebilecek bir sorun değildir. En işlevsel yol fiilen temsil, yaşayarak gösterme ve öğretmedir.”
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Yaşam koşulları Türkiye’de önemli bir kesim için o kadar zor ki, çocuğa zaman ayırma şansları yok. Hep diyorum, nitelikli vakit geçirmiyorlar çocuklarla. Besi hayvanı gibi davranıyorlar çocuklara. Yattığı yer sıcak, yemini verdim… Türkiye’de insanların çoğunluğu çocuğa ilişkin bakış açısını değiştirmediği sürece işimiz zor. Çocuğa ilişkin bakışı, cinselliğe ilişkin bakışı değiştirmemiz lazım.”
“Aslına bakarsanız Türkiye’nin yaşadığı dönem itibariyle yeniden şekillenmesi gereken bir toplum yapısı var. Son elli yıla baktığımız zaman siyasi yapıdaki yozlaşma toplum bilincinin gelişmesi yönünde olmadı. Bu da araştırmayan, okumayan, her şeye inanan ya da erkek tarafından baskılanan bir kadın modeline doğru gidişi yarattı. Bu toplumsal gidişat, ensestin yarattığı felaketlerle beraber son dönemde aile içi şiddette de yansımalarını gösterdi.”
“Kanımca bu sözcüğün anlamının yeterince bilinmemesi, buna gereken tepkinin gösterilememesine yol açar ve önlemek için neler yapılması gerektiği de bilinemez. Bu durumda toplum sadece yaşandığında ayıplamayı bilir. Kimse, ben bunun önlenmesine nasıl yardımcı olabilirim diye sormaz. Kimse elini taşın altına koymak istemez ve toplum “Bana değmeyen yılan bin yıl yaşasın” düşüncesiyle yaşar gider. Hiç kimse bu durumun kendi başına gelebileceğini, yakın çevresinde olabileceğini düşünmeyince topluma “bana ne’ci” bir anlayış egemen olur. Bu anlayış toplumu kötü günlerin beklediğini haber veren bir işarettir aslında.”