Giriş Yap

Büşra Sanay

Yazar
9.5
1.347 Kişi
Unvan
Türk Haber Spikeri, Yazar
Doğum
İstanbul, Türkiye, Kasım 1986
Yaşamı
Büşra Sanay, 1986 Kasım’ında İstanbul’da doğdu. İşçi emeklisi anne babanın üç çocuğundan ikincisi. İlk-orta ve lise eğitimini İstanbul Avcılar’da gördü. Konya Selçuk Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. CNNTürk haber merkezi ve Cumhuriyet gazetesinde staj yaptı. İş hayatına üniversite üçüncü sınıftayken İstanbul CNN Türk Haber Merkezi’nde haber spikeri olarak başladı. Günün sıcak gelişmelerini anlatırken bir taraftan da cnnturk.com için röportajlar yaptı. Özellikle “Ensest” konusunda mağdurlarla yaptığı röportajlar, Türkiye’nin gündemini sarstı.

İncelemeler

Tümünü Gör
372 syf.
·
7 günde
·
10/10 puan
"Pipi sütü istemiyorum(z)!!!"
Öncelikle başlığı merak ediyorsunuzdur. Bu cümle 4 yaşında bir kızın, ablasının öğretmenine kurduğu cümle. Olayı kısaca özetleyeyim size. "-Sana dondurma almamı ister misin? +İstemem. - Aaa yemek de yemek istemiyorsun! Hasta mı ol­dun sen birtanem? +Yemek yemek istiyorum. Dondurma istemiyorum. Onun içinde süt var. Süt istemiyorum. - Hay Allah! Çok severdin sen dondurmayı? Hmm çilekli süt ala­lım o zaman? +Ben çilekli süt istiyorum. İneğin sütünü istiyorum... Pipi sütü istemiyorum!" Evet yanlış tahmin etmediniz. Çocuk dedesi tarafından tecavüze uğruyor. İnsan donup kalıyor. İster kitabı okurken isterse de o çocukları düşünürken bir şey yapamıyorsun. Elinden hiçbir şey gelmiyor sadece okuyorsun. Okuduğun halde donup kalıyorsun. Peki o çocuklar, bunu yaşayanlar neler yaptı diyorsun kendi kendine. İnsan en yakınına güvenemeyecekse kime güvenecek? Çocukları büyütürken yabancının yanına gitmeyin, yabancılardan çikolata almayın, onlardan uzak durun diyoruz. Ama bu kitapta bir amca kendi yeğenine çikolata vereceğim diyerek istismarda bulunuyor. Babalar, abiler, kardeşler(!)... Kitabı okumak benim için hiç kolay olmadı. Bu boyutta kitapları genelde iki üç güne bitiriyordum ama bu kitap 1 hafta sürdü. Devam edemiyordum yarım bırakıp biraz kafamı toparlamaya çalışıyordum. Kitap Büşra'nın konuşması ile başlıyor sonra bir mağdurun veda mektubu ile devam ediyor. Sonra da Büşra'nın şehirlerde mağdurlarla, psikologlarla, öğretmenlerle, avukatlarla yaptığı görüşmeler. En sondaysa anket çalışması. Emek kokan bir kitap. Kitabın sonunda bir mağdur "anlatayım da başkaları bunu yaşamasın" dedi. İşte bunun için verilen bir emek var. Neden çocukları seçiyorlar peki? Çünkü çocuklar konuşamaz zannediyorlar. Kimseye söyleyemez, daha küçük koruyamaz kendini. Ama zannediyorlar! İşte burada yanılıyorlar. Neden çocukları seçiyorlar? Çünkü ifşa olmaktan korkuyorlar. Utanmıyorlar. Doğru. Çünkü bunu yapan şerefsizlerde utanacak yüz yok. Ama ifşa edilmekten korkuyorlar. Büşra'nın bir konuşmasını dinledim. Büşra'ya hadım etmek gerek diyorlarmış. Büşra da hadım değil ifşa etmek gerek diyordu. Ve gayet haklı. Bunları ifşa, çocuklarınızı inşa edin! Fark ettiğim tek şey her şeyin çocukta başlayıp, çocukta bittiği. Bu mağdurların da, sanıkların da birer hikayesi var. Çocuklarınıza sevgi verin. Çocuklarınızı şiddet yerine sevgi ile büyütün. Onlar birer ağaç ve sevgi ile sulanmayan ağaç, kökleriyle bütün ormanı yok ediyor. Diyarbakırda töreye kurban giderek kardeşi tarafından öldürülen Güldünya'dan da bahsediyor... youtu.be/q4APkL3SVTQ
Kardeşini Doğurmak
9.5/10 · 3.965 okunma
·
89 yorumun tümünü gör
Reklam
372 syf.
·
5 günde
·
9/10 puan
HABERİNİZ VAR MI
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Kardeşini Doğurmak kitabını yorumladım: youtu.be/XvACJzZtwCM "Yetiştirdiğin ağacın meyvesini ilk sen yemez misin?" Ensest suçunu kabul eden bir "baba"(!) Uzun zamandır kurgu romanların arasında kaybolmamla birlikte oluşan rahatlığımı bozabilecek ve beni içindeki saf gerçeklerle rahatsız edebilecek bir kitap arıyordum.
Kardeşini Doğurmak
kitabı doğru bir seçimdi. Peki, neden bazı gerçeklerden rahatsız olmalıyız?
Marcel Proust
'un düşüncesine göre, merakımızın tam olarak uyanması için bir rahatsızlık duyuyor olmamız gerekiyor.
Ray Bradbury,
rahat bırakılmamıza gerek olmadığını, bazı gerçeklere kayıtsız kalmamak için arada sırada rahatsız edilmemiz gerektiğini belirtiyor.
Sabahattin Ali
ise dünyada rahat yaşamanın aptalca olduğunu, aptal olmaktansa biraz daha rahatsız yaşamanın daha gerekli olduğunu savunuyor. Buraya başka sevdiğim yazarların da rahatsızlık hakkındaki düşüncelerini yazabilirdim ama şimdilik bu kadarı yeterli. Bir soru sorarak başlayayım. Bu yazıyı okuyan kadınlardan kendi kardeşini doğuran var mı? Aramızda böyle bir kişinin olduğunu hiç sanmıyorum. Peki bu durumda kalmış biri, hiçbiri, binlercesi için ne kadar oranda bir empati duygusuna sahip olabiliriz? Merakımızın tam olarak uyanması için artık bir rahatsızlık duyuyor olmamız gerekmez mi rahatça yaşayıp gülüp geçtiğimiz gerçeklere karşı? Türkiye'deki ve belki de mahallemizdeki komşumuza kadar inmiş olma ihtimali olan ensest gerçeği hakkında nelerden haberimiz var? Ensest: Başta aile içi olmak üzere her türden gayrimeşru cinsel ilişkiyi ifade eder. 1,5 aylık bir çocuğun cinsel istismar sonucu bağırsakları patlayarak öldüğünden haberiniz var mı? "Babanın ihtiyacını gider, ne olur, bak bize zarar verecek" diyen ve enseste aracılık eden annelerden haberiniz var mı? Babasının 24 yıl boyunca bir bodruma kapatıp yedi kardeşini doğurmasına sebebiyet verdiği Elizabeth F.'den haberiniz var mı? Küçücük çocukların tecavüzünde rıza arayıp, 12 yaşından büyük çocukların tecavüzcüsüyle evlendirilmesini yasalaştırmaya çalışan kurumlardan haberiniz var mı? Diyarbakır'daki bir mahkemede sırf tecavüz tamamlanmadığı için erken boşalma indirimi alan sanıktan haberiniz var mı? "Yetiştirdiğin ağacın meyvesini ilk sen yemez misin?" diyen ve kendi öz kızına uyguladığı cinsel istismar suçunu kabul edip hiçbir suçluluk duymayan babalardan haberiniz var mı? Ailedeki cinsel istismardan haberi olup da babanın Kuran'a el basabileceğini söyleyince ona inanan abilerden haberiniz var mı? 14 yaşındayken bir akrabasının tecavüzüne uğrayan ve evinden kaçan Güldünya'nın töre kurallarına uymadığı için vücuduna sıkılan kurşunlar tarafından öldürüldüğünden haberiniz var mı? Bir çocuğun kendi ağzından çıkmış olan "Ben çilekli süt istiyorum. İneğin sütünü istiyorum... Pipi sütü istemiyorum artık!" cümlelerinden haberiniz var mı? Kanınızın yıllardır süregelen sıcak akışından sonra kanınızı durduk yere dondurmak isteyeceğiniz bütün bu iğrençliklerden haberiniz var mı? Karnındaki bebeğin babasından mı yoksa kocasından mı olduğunu bilmeyen kadınlardan haberiniz var mı?! Benim haberim yoktu. Çok ama çok özür dilerim. Güldünya'dan, Elizabeth'den, tecavüzünde rıza aranan bütün çocuklardan, 1,5 aylık bağırsakları patlayan o çocuktan, karnındaki bebeğin babasından mı yoksa kocasından mı olduğunu bilmeyen bütün kadınlardan özür dilerim. Bunların hiçbirinden haberim yoktu.
Büşra Sanay
olmasaydı haberim olmazdı. Çünkü ensest haberlerinde pek reyting yoktu. Daha çok tıklanacağı bilindiği için böyle gerçekleri yayınlamayı o kadar tercih etmeyip de durmadan sosyal medya kanalları aracılığıyla Şeyma Subaşı'nın Acun'dan aldığı nafaka haberlerini paylaşan, Arda ve Berkay'ın kavgasını Türkiye'nin gündemine oturtan, izdivaçlarda edilen kavgaların tecavüz ve ensest vakalarının önüne geçtiği bir iğrençlikler bütününde yaşadığım için o kadınların hepsinden özür dilerim. Sosyal medyaya yansıması o kadar istenmiyor bu tür haberlerin. Yansıması istenmiyor çünkü toplumun rahatını bozabilecek, iktidarın verdiği cezaların caydırıcılığını sorgulatabilecek cinsten haberler bunlar. Bize yansıyan sadece Palu Ailesi oldu, o da işin görünen yüzüydü. Çok ama çok özür dilerim hepsinden... Hiçbir şey yapmadım cesetlerine karşı. Yapmamayı geçtim haberim bile yoktu tecavüz edilmiş bedenlerinin masumluğundan. Haberim bile yoktu... Ben eminim ki, günlük yaşamlarımızda yanlarından geçip gittiğimiz insanların arasında bu tür sapkın insanlar var. Ben eminim ki, binlerce insan bu tür gerçeklere karşı hâlâ sessiz kalmaya devam ediyor. Ben eminim ki, çocukların anlattıklarına inanmayan, ensesti hâlâ hastalık olarak görmekle yetinip de sanıkların ceza almasını engelleyen, verilen cezaların eksikliğinden ötürü aramızda dolaşmaya devam eden insanlar var. PEKİ NE YAPMALI BU İLLETE KARŞI? *Bu tür olaylardan daha fazla haberimiz olmalı. *Çocuklara hayır demeyi öğretmeli. *Çocuklara cinsel eğitim verip, özel bölgeleri öğretilmeli. *Cinsellik konusu açıldığında çocuk ayıplanıp susturulmamalı. *Anneler çocuklarıyla yakından ilgilenmeli. *Çocuklara kendilerini nasıl ifade edebilecekleri öğretilmeli. *Çocuklara kendi vücutlarının özel olduğu ve ancak kendi izin verirse birinin dokunabileceği öğretilmeli. *Ailelerin, çocukların ve bu konuda bilinçlenmek isteyen herkesin Çocuk İzlem Merkezleri aracılığıyla bilgilendirilmesi sağlanmalı. *Eğer bir suça tanıklık ettiysen ya da suç şüphesi oluştuysa bunu adli mercie bildirmeli. Aksi takdirde sen de aynı cezayı alırsın. *Türkiye'deki ensest gerçeğine psikolojik, sosyolojik, hukuki, tıbbi, edebi, dini, nörolojik konularda tecavüzcülerle yüzyüze gelmiş cezaevi psikologlarının da aracılığıyla geniş bir fener tutan
Kardeşini Doğurmak
kitabını okumalı. Belki 1 kere değil. 3-5 kere okumalı ki kafamıza bazı şeyler tam olarak kazınsın. Bu kitabın 1000kitap'taki okunma sayısı "419"da kalmamalı. Binlerce, milyonlarca insana ulaşmalı. *Bu tür konular hakkında yapılan yorumlara ve gönderilere salt kalp butonuna basıp geçmemeli, içimizdeki esas kalbimizin butonuna basmalı. Ben de dahil. *Rahatımızı bozacak görmezden gelinmiş, halının altına atılmış gerçeklerden daha fazla rahatsız olmalı. *Daha fazla rahatsız olmalı. *Daha fazla rahatsız olmalı...
Kardeşini Doğurmak
9.5/10 · 3.965 okunma
·
55 yorumun tümünü gör
372 syf.
·
10/10 puan
merhaba, normalde pek inceleme yazıp paylaşan biri değilimdir -beceremediğim için sanırım :D- fakat bu kitaba her ne olursa olsun bir inceleme yazmak istedim çünkü bu kitap inceleme yazılması gereken bir kitap bana göre... daha fazla uzatmadan incelememe geçelim. :) kitabın konusuna kısaca değinmek gerekirse, kitap ensest ile alakalı bilgiler, yaşanmış olaylar ve röportajlar içeriyordu. yani anlatılan şeyler, ensest ile alakalıydı. (ensest: bilim insanları tarafından birinci dereceden akrabaların birbirini sevmesi ve arzulamaları sonucunda cinsel ilişkiye girmeleri olarak tanımlanır.) bazı kitaplar, yerinde olmak istemeyeceğimiz karakterler barındırır. bu kitapta da yerinde olmak istemeyeceğimiz birçok karakter vardı. ve en acısı da, bu karakterler, hayali karakterler değildi, gerçek, anlatılan olayı bizzat yaşamış karakterlerdi... bizi üzen, sinirlendiren, ağlatan sebep de buydu belki de... bunlar yaşanmış fakat biz neredeyse hiçbir şey yapmamışız! kendi adıma konuşayım, bu kitabı okumadan önce ensestin ne olduğunu bilmiyordum... yaşanan olaylardan birkaç tanesi dışında da hiçbir şey bilmiyordum... bundan dolayı kendimden bir tık utanmış olabilirim... mağdurlar genellikle küçük çocuklar... neden? çünkü bilmiyorlar hiçbir şeyi, öğretilmemiş! yapılan şeyleri, sevme biçimi sanıyorlar... bence, bu çocuklar yapılanların sevmek değil de taciz olduğunu bilselerdi böyle olmazdı... yine olurdu böyle şeyler fakat daha az olurdu ensest mağduru... keşke diyorum keşke, bize bunun eğitimini de verselerdi... umarım, önümüzdeki yıllarda bunlarla alakalı okullarda eğitim verilmeye başlanır... bir diğer değinmek istediğim ve beni sinirlendiren konuyu gelelim... size bir soru sormak istiyorum; en son haberlerde, sosyal medyada ne zaman ensest ile ilgili bir olay gördünüz? ben en son ne zaman gördüğümü hatırlamıyorum bile... örneğin, herhangi bir ünlünün aldığı bir eşya "ünlü fenomen bla bla'nın aldığı eşyanın fiyatı dudak uçuklattı" gibi bilmem kaç haber sitesinde konuşulan bu gibi saçma sapan olaylar kadar konuşulmuyor ensest... kaçıyoruz... kaçınca, yok olduğu anlamına gelmiyor halbuki... bir diğer değinmek istediğim konu ise, "müslüman ülkede ensest olmaz!" diyerek bunun üstünü kapatmaya, yok saymaya çalışanlar... dini öne sürüyorlar, çok komik değil mi? onlar da farkında aslında ensestin azımsanmayacak kadar çok olduğunun... dini bahane ediyorlar fakat dine ters düşüyor tüm bu yaptıkları. e hani hakkı gözetme? hani adalet? hani insana değer verme? çok, çok acınası durumdalar bana kalırsa... yok sayılan aslında sadece ensestin varlığı değil, mağdurun çocukluğu, hayalleri, hayatı da yok sayılıyor böylece... bu kitabı okumanızı öneririm, lütfen alın ve okuyun... emin olun, hiçbir şey kaybetmezsiniz... unutmadan, yazara da teşekkür etmek istiyorum böyle derin bir konuyu, sürekli halı altına süpürülen bir konuyu korkmadan, tüm çıplaklığıyla bize sunduğu için... teşekkürler...
Kardeşini Doğurmak
9.5/10 · 3.965 okunma
·
9 yorumun tümünü gör
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.48