1000Kitap Logosu
Büşra Sanay
Büşra Sanay
Büşra Sanay

Büşra Sanay

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
9.4
1.078 Kişi
3.004
Okunma
338
Beğeni
9,1bin
Gösterim
Unvan
Türk Haber Spikeri, Yazar
Doğum
İstanbul, Türkiye, Kasım 1986
Yaşamı
Büşra Sanay, 1986 Kasım’ında İstanbul’da doğdu. İşçi emeklisi anne babanın üç çocuğundan ikincisi. İlk-orta ve lise eğitimini İstanbul Avcılar’da gördü. Konya Selçuk Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. CNNTürk haber merkezi ve Cumhuriyet gazetesinde staj yaptı. İş hayatına üniversite üçüncü sınıftayken İstanbul CNN Türk Haber Merkezi’nde haber spikeri olarak başladı. Günün sıcak gelişmelerini anlatırken bir taraftan da cnnturk.com için röportajlar yaptı. Özellikle “Ensest” konusunda mağdurlarla yaptığı röportajlar, Türkiye’nin gündemini sarstı.
Abdullah khan x
Kardeşini Doğurmak'ı inceledi.
Neden kadın çığlık atmasın? Kadın neden haykırmasın? Neden sessizliğin simgesi hep kadın? Neden adalet saraylarında gecekondu da yaşayan kadın? unutmayın adaletsizlik her zaman sizi bulur ama adalet, sen aramdıkça o seni bulamaz. çığlık atmalı kadın cahillerin kullağını sağır edercesine, çığlık atmalı kadın eşitsizliği eşitlik gibi gösterenlerin kulak zarlarını çatlatırcasına, haykırmalı haykıramayanların yerine .... 20 gün boyunca zar zor bitirdim kitabı... Nasıl okudum nasıl bitirdim anlamadım ... Lakin; Kaç kadının ana olan ağaçtan; kurumuş sarı yaprak kadınlar gibi kâfirin küfran rüzgarıyla dalında düştü, yer kucak açacak umuduyla kendini yere bıraktı yaprak, belki filizlenirim diye lakin bir kere kopmuştu hayalinden, sevgiden, dünyadan ve insandan nasıl filizlene bilirdi ki o artık .... nasıl olurda bir kişinin hayatını iki dakikalık zevkiniz için kararta bilirsiniz? Değer mi hiç yemyeşil hayalleri sahra çölüne çevirmeye, değer mi hiç aydınlık dünyalarını zifir-i karanlığa börümeye.
Kardeşini Doğurmak
9.4/10
· 3.004 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
5
71
Oğuz Aktürk
Kardeşini Doğurmak'ı inceledi.
372 syf.
·
5 günde
·
9/10 puan
HABERİNİZ VAR MI
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Kardeşini Doğurmak kitabını yorumladım: youtu.be/XvACJzZtwCM "Yetiştirdiğin ağacın meyvesini ilk sen yemez misin?" Ensest suçunu kabul eden bir "baba"(!) Uzun zamandır kurgu romanların arasında kaybolmamla birlikte oluşan rahatlığımı bozabilecek ve beni içindeki saf gerçeklerle rahatsız edebilecek bir kitap arıyordum. Kardeşini Doğurmak kitabı doğru bir seçimdi. Peki, neden bazı gerçeklerden rahatsız olmalıyız? Marcel Proust'un düşüncesine göre, merakımızın tam olarak uyanması için bir rahatsızlık duyuyor olmamız gerekiyor. Ray Bradbury, rahat bırakılmamıza gerek olmadığını, bazı gerçeklere kayıtsız kalmamak için arada sırada rahatsız edilmemiz gerektiğini belirtiyor. Sabahattin Ali ise dünyada rahat yaşamanın aptalca olduğunu, aptal olmaktansa biraz daha rahatsız yaşamanın daha gerekli olduğunu savunuyor. Buraya başka sevdiğim yazarların da rahatsızlık hakkındaki düşüncelerini yazabilirdim ama şimdilik bu kadarı yeterli. Bir soru sorarak başlayayım. Bu yazıyı okuyan kadınlardan kendi kardeşini doğuran var mı? Aramızda böyle bir kişinin olduğunu hiç sanmıyorum. Peki bu durumda kalmış biri, hiçbiri, binlercesi için ne kadar oranda bir empati duygusuna sahip olabiliriz? Merakımızın tam olarak uyanması için artık bir rahatsızlık duyuyor olmamız gerekmez mi rahatça yaşayıp gülüp geçtiğimiz gerçeklere karşı? Türkiye'deki ve belki de mahallemizdeki komşumuza kadar inmiş olma ihtimali olan ensest gerçeği hakkında nelerden haberimiz var? Ensest: Başta aile içi olmak üzere her türden gayrimeşru cinsel ilişkiyi ifade eder. 1,5 aylık bir çocuğun cinsel istismar sonucu bağırsakları patlayarak öldüğünden haberiniz var mı? "Babanın ihtiyacını gider, ne olur, bak bize zarar verecek" diyen ve enseste aracılık eden annelerden haberiniz var mı? Babasının 24 yıl boyunca bir bodruma kapatıp yedi kardeşini doğurmasına sebebiyet verdiği Elizabeth F.'den haberiniz var mı? Küçücük çocukların tecavüzünde rıza arayıp, 12 yaşından büyük çocukların tecavüzcüsüyle evlendirilmesini yasalaştırmaya çalışan kurumlardan haberiniz var mı? Diyarbakır'daki bir mahkemede sırf tecavüz tamamlanmadığı için erken boşalma indirimi alan sanıktan haberiniz var mı? "Yetiştirdiğin ağacın meyvesini ilk sen yemez misin?" diyen ve kendi öz kızına uyguladığı cinsel istismar suçunu kabul edip hiçbir suçluluk duymayan babalardan haberiniz var mı? Ailedeki cinsel istismardan haberi olup da babanın Kuran'a el basabileceğini söyleyince ona inanan abilerden haberiniz var mı? 14 yaşındayken bir akrabasının tecavüzüne uğrayan ve evinden kaçan Güldünya'nın töre kurallarına uymadığı için vücuduna sıkılan kurşunlar tarafından öldürüldüğünden haberiniz var mı? Bir çocuğun kendi ağzından çıkmış olan "Ben çilekli süt istiyorum. İneğin sütünü istiyorum... Pipi sütü istemiyorum artık!" cümlelerinden haberiniz var mı? Kanınızın yıllardır süregelen sıcak akışından sonra kanınızı durduk yere dondurmak isteyeceğiniz bütün bu iğrençliklerden haberiniz var mı? Karnındaki bebeğin babasından mı yoksa kocasından mı olduğunu bilmeyen kadınlardan haberiniz var mı?! Benim haberim yoktu. Çok ama çok özür dilerim. Güldünya'dan, Elizabeth'den, tecavüzünde rıza aranan bütün çocuklardan, 1,5 aylık bağırsakları patlayan o çocuktan, karnındaki bebeğin babasından mı yoksa kocasından mı olduğunu bilmeyen bütün kadınlardan özür dilerim. Bunların hiçbirinden haberim yoktu. Büşra Sanay olmasaydı haberim olmazdı. Çünkü ensest haberlerinde pek reyting yoktu. Daha çok tıklanacağı bilindiği için böyle gerçekleri yayınlamayı o kadar tercih etmeyip de durmadan sosyal medya kanalları aracılığıyla Şeyma Subaşı'nın Acun'dan aldığı nafaka haberlerini paylaşan, Arda ve Berkay'ın kavgasını Türkiye'nin gündemine oturtan, izdivaçlarda edilen kavgaların tecavüz ve ensest vakalarının önüne geçtiği bir iğrençlikler bütününde yaşadığım için o kadınların hepsinden özür dilerim. Sosyal medyaya yansıması o kadar istenmiyor bu tür haberlerin. Yansıması istenmiyor çünkü toplumun rahatını bozabilecek, iktidarın verdiği cezaların caydırıcılığını sorgulatabilecek cinsten haberler bunlar. Bize yansıyan sadece Palu Ailesi oldu, o da işin görünen yüzüydü. Çok ama çok özür dilerim hepsinden... Hiçbir şey yapmadım cesetlerine karşı. Yapmamayı geçtim haberim bile yoktu tecavüz edilmiş bedenlerinin masumluğundan. Haberim bile yoktu... Ben eminim ki, günlük yaşamlarımızda yanlarından geçip gittiğimiz insanların arasında bu tür sapkın insanlar var. Ben eminim ki, binlerce insan bu tür gerçeklere karşı hâlâ sessiz kalmaya devam ediyor. Ben eminim ki, çocukların anlattıklarına inanmayan, ensesti hâlâ hastalık olarak görmekle yetinip de sanıkların ceza almasını engelleyen, verilen cezaların eksikliğinden ötürü aramızda dolaşmaya devam eden insanlar var. PEKİ NE YAPMALI BU İLLETE KARŞI? *Bu tür olaylardan daha fazla haberimiz olmalı. *Çocuklara hayır demeyi öğretmeli. *Çocuklara cinsel eğitim verip, özel bölgeleri öğretilmeli. *Cinsellik konusu açıldığında çocuk ayıplanıp susturulmamalı. *Anneler çocuklarıyla yakından ilgilenmeli. *Çocuklara kendilerini nasıl ifade edebilecekleri öğretilmeli. *Çocuklara kendi vücutlarının özel olduğu ve ancak kendi izin verirse birinin dokunabileceği öğretilmeli. *Ailelerin, çocukların ve bu konuda bilinçlenmek isteyen herkesin Çocuk İzlem Merkezleri aracılığıyla bilgilendirilmesi sağlanmalı. *Eğer bir suça tanıklık ettiysen ya da suç şüphesi oluştuysa bunu adli mercie bildirmeli. Aksi takdirde sen de aynı cezayı alırsın. *Türkiye'deki ensest gerçeğine psikolojik, sosyolojik, hukuki, tıbbi, edebi, dini, nörolojik konularda tecavüzcülerle yüzyüze gelmiş cezaevi psikologlarının da aracılığıyla geniş bir fener tutan Kardeşini Doğurmak kitabını okumalı. Belki 1 kere değil. 3-5 kere okumalı ki kafamıza bazı şeyler tam olarak kazınsın. Bu kitabın 1000kitap'taki okunma sayısı "419"da kalmamalı. Binlerce, milyonlarca insana ulaşmalı. *Bu tür konular hakkında yapılan yorumlara ve gönderilere salt kalp butonuna basıp geçmemeli, içimizdeki esas kalbimizin butonuna basmalı. Ben de dahil. *Rahatımızı bozacak görmezden gelinmiş, halının altına atılmış gerçeklerden daha fazla rahatsız olmalı. *Daha fazla rahatsız olmalı. *Daha fazla rahatsız olmalı...
Kardeşini Doğurmak
9.4/10
· 3.004 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
141
908
Cansu KAPUCU
Kardeşini Doğurmak'ı inceledi.
372 syf.
·
15 günde
Halı Altına Süpürülen Gerçek; ENSEST!
Bu incelemeyi yazabilmek için geceyi bekledim çünkü gece bütün duygular iki katıdır. Peki gece gerçekleşen istismarların cezai yaptırımında, gündüz işlenenlere kıyasla hiçbir fark olmadığını biliyor muydunuz? "Biraz önce ne okudum ben" diye kendisini sorguladığını söylemişti, bu kitabı ısrarla öneren Bilal Günaydın kendi incelemesinde... Kitabı bitirdikten sonra derin bir nefes aldım, normal şartlarda PDF sevmem ve okumam. Kitabın sayfalarına dokunmak, yazılanlarla aramızda farklı bir bağ oluşturur sandım hep... Bu kitapla öğrendim ki; önemli olan benim sayfalara dokunmam değil, yazılanların zihnimi meşgul edebilecek kadar yüreğime dokunabilmesi... "Bir konuyu anlayabilmek ve hissedebilmek için yaşamak lazım gelir"in çok ötesindeydi okuduklarım... Bazen yaşamış da olsak, o farkındalığa sahip olabilmek için, başkalarının yaşadıklarına şahit olmak gerekmiş, bunu anladım bu kitapla... İstismar ve ensest arasındaki derin farkı ve ensestin o derinliği daha da açtığını öğrendim... Çocukların kahramanı sandıkları insanların, nasıl canavara dönüştüğünü, o canavarlaşmanın ruhlarında nelere yol açtığını öğrendim. YALNIZ OLMADIĞIMI ÖĞRENDİM BEN BU KİTAPLA... Sayımızın sandığımdan daha çok olduğunu, üstü kapatılan, yok sayılan "ENSEST İSTİSMARLARI"nın bu sayıyı sürekli artırdığını öğrendim. İşlerken utanılmayan suçların, konuşulmasından haya edilişinin saçmalığını öğrendim... Ve gerçekliği olmayan nedenleri gördüm bu kitapta; sustukları ve susturuldukları için suçlu ilan edilen insanları (ki öyleler)... Çaresiz oldukları için evlatlarını suçlayan anneleri... Aynı annelerin bazı hikayelerde çaresizliklerini savunma mekanizmasına dönüştürürken, bir başka hikayede evlatlarına çare ve çözüm olabildiklerini gördüm... Kalabalık ya da çekirdek aile, inançlı– inançsız, ilgili– ilgisiz, eğitimli ya da eğitimsiz, kır yahut kent ailesi... Buna neden olacak hiçbir ayırt edici unsur söz konusu değilken, çözümün eğitimden, özellikle de kadının eğitiminden öteye gidemeyeceğini, çünkü bu girişimde bulunanların da kadınlar tarafından yetiştirildiğini öğrendim. Ülkedeki cinsel açlığın önüne, sadece cinselliği tabu olmaktan çıkaracak, ailede başlayacak ve okulda devam edecek cinsel eğitimle geçilebileceğini öğrendim. Ve bu eğitime katkıda bulunabilmek için yazmak konusunda daha ehil olmayı beklememeye karar verdim. En azından geç kalmışlara, geç olmadığını söyleyebilmek için... Bu kitabı okuyup, özümsemeyen, cinsel eğitimin ve cinselliğin, çocuk dünyaya getirmenin ve yetiştirmenin, ne olduğunu bilmeyenler, dünyaya getirdiği çocuğu korumakla yükümlü olduğunun bilincinde olmayanlar, aile kurmamalı... Hep derim; "nasıl bir ebeveyn olacağımı bilmiyorum ama, nasıl bir ebeveyn olmayacağımı çok iyi biliyorum" diye... Önceliğiniz yapmayacağınız varlıkları hayatınıza almayacağınız gibi, dünyaya da getirmemelisiniz. Keyifli okumalar dilemeyeceğim bu kez, sizi keyifsiz olmaya davet edeceğim; onlar için dünyayı çirkinleştirdiğimiz, yaşanmaz kıldığımız niceleri için... Ve unutmadan bu bilinci yeniden kazanmama vesile olan Kardeşim Bilal Günaydın 'a sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Kan ağlayan ve sızlayan tüm nöronlarım, sana hep minnettar kalacak.
Kardeşini Doğurmak
9.4/10
· 3.004 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
16
277