“Eğer iyi olanı yapmak bilmek kadar kolay olsaydı, küçük kiliseler katedrallere, yoksulların kulübeleri de kral saraylarına dönerdi. Kendi nasihatlerini dinleyen kişi ancak bir rahip olabilir. Yirmi kişiye birden ne yapması gerektiğini öğretebilirim, ama o yirmi kişiden biri olmaya gelince iş değişir. Beynimiz duygularımızı dizginleyecek yasalar koyabilir, ama ateşli tutkular soğuk kuralların üstünden atlayıp geçer: gençlik denilen çılgınlık öyle bir tavşandır ki kötürüm olan doğru bir öğüdün ağlarının üstünden atlayıverir.”
“Güzel hanımım, üzüntüleriniz de zenginliğiniz kadar bol olsaydı, işte o zaman usanmaktan söz edebilirdiniz; demek ki bolluk içinde yüzüp bunalanlar da hiçbir şeyi olmayıp aç olanlar gibi karamsar olabiliyor. Öyleyse, orta halli olmak az mutluluk sayılmaz: Aşırılık saçları zamansız ağartır, ama kararı kaçırmayanın ömrü uzar.”