Bu dergi için inceleme yazmayacaktım fakat çok sevdiğim bir yazarın öyküsü Uzayın Sonsuzluğu Kadar felaket yanlış anlaşıldığı için yazma gereği duydum. HomoFobikler toplaşmış, inceleme atıyor. Ne alaka ya dediğim absürt bi inceleme atmış birisi. Anlatayım. Şeyda Aydın kuir bilimkurgu ve fantastik yazarıdır. Kuir'in ne olduğunu bilmiyorsanız googlelayın derim. Kadının olayı bu. Kuir, hatta Kuir feminist bilimkurgu. Eserlerinde de tek bir evreni kullanmaktadır. Bütün eserlerinde hemcins aşkları vardır, ve İskandinavya ile mitolojisinden etkilenir. Asa, Saara gibi karakter isimlerini Fince'den, Sami ve İzlanda dillerinden türetmektedir. Yarattığı evren ve isimler konusunda kimseden ders alacak birisi değil!! İsteyen istediği gibi isim türetir, veya isteyen istediği cinsiyetin ve yönelimin aşk hikayesini yazabilir, bu absürt değil, ötekilerin gerçekliğidir. Bu öykü Gelecekteki Geçmiş romanındaki Asa ile Saara'nın gelecek zamanda geçen hayatları ile ilgilidir. Yazarın Şeyda Aydın tarzı bu, bilgi sahibi olmadan fikir beyan etmeyin, araştırın. seydaaydin.net/saaraileasa
Hani, halüsinojen alıp kafana bir aygıt takarsın ve yüzde yüz gerçekçi bir simülasyon oyununa ışınlanarak macera yaşarsın ama bittiğinde aksiyonlu bir rüyadan uyanır gibi huzurlu dünyana dönersin ya, aynen öyle hissediyorum.
Sakari’nin açıklamaları tüylerimi diken diken edecek kadar germişti bedenimi. Dediğine göre, bu kapsül resmen, ultrasonla izlenmesi engellenmiş bir anne karnı gibiydi; plasentası içinde dokuz ay süresince oluşacak beden, hiçbir şekilde dışarıdan görülemeyecekti; işlem bitip plasenta patladığında, kendiliğinden aralanan bir rahmin ağzı gibi üstteki kapak tıslayacak ve yeni doğan, anadan doğma dışarı atacaktı kendini.