Şimdiye kadar çoğu zaman size iki kişiden bahsettim. Aslında bunlar benim içimdeki kişilerdi. Bunlardan biri şakacı ve eğlenceli Anne'ydi, küçük bir öpücükle mutlu olan ve soğuk şakalar yapan birisi. Bu insanların tanıdığı ve bir öğlen sonu insanların onunla alay ettiği Anne. Fakat diğerlerinin bilmediği bir Anne daha var. Anne'nin iyi tarafı. Daha düşünceli ve nazik Anne. Fakat hep birinci Anne insanlara kendisini gösteriyor ve diğerinin ortaya çıkmasına izin vermiyor. Deniyorum ama olmuyor. Çünkü insanların bana güleceklerinden korkuyorum. İnsanlar bana şimdi de gülüyor. Buna alışabilirim. Ama o zaman insanlar nazik kalpli Anne'ye gülecekler. O bunu kaldıramaz ve bunun için çok zayıf. İçimdeki nazik Anne'nin on beş dakikalığına ortaya çıkmasına izin versem bile konuşmayacaktır. Bu yüzden bunu yapmadan önce düşünüyor ve onun tekrar gizlenmesine izin veriyorum. Öyle ki kibar Anne asla başka insanlar varken ortaya çıkmıyor. Daima yalnız olduğum zamanlarda görünüyor. Bunu değiştirmek için çok çaba harcıyorum ama bu çok zor. Eğer sessiz ve ciddi olursam ailem benim hasta olduğumu düşünüyor. Fakat ben, istediğim gibi olmaya; dünyada yalnız başıma kalsam bile nasıl biri olacağımı düşünerek, öyle olmaya çalışıyorum.
Annem, Bayan Van Daan ya da diğer kadınlar gibi yaşamak istemiyorum. Sadece gündelik basit işlerini yapıp duruyorlar ve sonra unutuyorlar. Bir koca ve çocuklardan daha fazla şeyler istiyorum. Hiç tanımadığım insanların hayatına bir şeyler katmak istiyorum. Öldükten sonra bile yaşamak istiyorum.
Bir grup kadın, kendi işleriyle uğraşıyorlarmış, başkalarının işleriyle uğraşmalarına henüz sıra gelmemiş, bunun rüya olduğu kesinmiş artık, çünkü gerçek hayatta böyle bir şey görülmemiş,
Rüya ne hünerli bir sihirbazdır, varlıkların boyutlarını ve birbirlerine olan uzaklıklarını değiştirir, yan yana uyuyan kişileri ayırır, birbirine uzaktaki kişileri kavuşturur, kadın birkaç metre ötesinde uyuyor olsa da adam ona nasıl ulaşacağını bilemez, oyna ne kolaydır iskele tarafından sancak tarafına geçmek.
O anda adamın aklından geçeni söylemeye gerek yok, Güzel, diye düsünmüş tabii ki, fakat kadının düşündüklerini aktarmak gerek, Belli ki adamın gözleri bilinmeyen adadan başka bir şeyi görmüyor, diye düşünmüş kadın, işte göz yanılsaması, insanın yanı başında duran insanı görememesi böyle olur.