İnsanlar arzularını, yani gerçekte oldukları şeyi gizlemeyi kendi başlarına öğrenmiş olamazlar diye düşünürdü. Her an dehşetli bir polisiyeye dönüşmeye teşne bu oyunu kumanda eden biri olmalı. Varoluşu anlamsız bulanları anlamıyordu. Ona göre varoluşun sorunu nihayetinde anlamsız değil aşırı anlamlı olmasıydı. Katlanması zor olan da anlamsızlığı değil sonsuzcasına uzayıp giden anlamlarıydı.
Bizim bu Öztürk'le yaptığımız çöl muhabbetlerinin maksadı dünyayı kurtarmaktır. Görünürdeki maksadı belki de? Bir drama oluşsun da çok farklı duygular yaşayalım ve yaşatalım diye. Çünkü duygularımızı canlı kılmanın yegâne yolu devinmektir.