zihnin tam aydınlıkta, doğrudan kavradığı gerçekler, hayatın biz istemeden, bir izlenim aracılığıyla ilettiği, duyularımız aracılığıyla içimize nüfuz ettiği için somut olan, ama zihinsel anlamını da çıkarabileceğimiz gerçekler kadar derin ve zorunlu değildir.
Hayatım boyunca kim bilir kaç kez, gerçeklik beni hayal kırıklığına uğratmıştı, çünkü onu algıladığım anda, güzelliğin tadına varabilecek tek organ olan hayal gücüm, sadece karşımızda bulunmayan şeyi hayal edebilmemizi öngören zorunlu kural gereği, ona yoğunlaşamamıştı.