Her şeyin doğru bir vakti olduğuna inanırım. O yüzden kült bir filmi izlemek ya da klasik bir kitabı okumak için aceleci davranmam. Eserler hayatımıza girmesi gereken noktada dahil oluverirler.
İskender Pala ve eserleri de aynen öyle oldu. Eserlerini ( kitaplarını) okuyup çok beğeneceğimi biliyordum. Azdahak bunu kanıtlar nitelikteydi. Yazarın tarzını sevdim. Yer yer İhsan Oktay Anar 'ı okuyor gibi hissettim. Gerçi dil olarak Anar'a göre daha sade ve bir daha akıcıydı.
Dönem filmlerini veya kitaplarını seven birisi olarak kitaba da bayıldım.
Kitap birçok konuyu çok güzel harmanlamış ortaya güzel bir sentez çıkarmıştı. Osmanlı, polisiye ve korkunç inanış toplulukları.
Kısaca konuyu özetleyecek olursak Mehdi, Mesih, Azazil vb. onlar için ismin önemi olmadığı kurtarıcıyı tekrar diriltmek için akıl almaz yollara başvuran bir topluluğu anlatıyordu. Akıl almaz olaylardan kastım toplumun kötülüğe ve kaosa sürüklemek. Küçük bir örnek verecek olursa cenin katletmek ve yemek gibi. Masumiyeti öldürmek gibi.
Açıkçası bu hikaye her ne kadar şaşırtıcı olsa da gerçekte bir yerlerde bunları olduğunu bilmek çok sarsıcı. ( epstein )
Kitaptaki karakterler olaylar ve mekanlar güzel biçimde işlenmişti. İyiler kötüler suçlular ve hafiyeler. (Tahmin ettiğim kişi kötü çıktı.)
Emanet karakterini çok sevdim bilgisi uyanıklığı ve başarısı kitabı daha ileriye taşıdı.
Yazarın edebiyatçı olduğu edebiyat bilgisi ve kültüründen anlaşılıyordu. Firdevsi ve eseri Şehname'den sık sık bahsetmişti.
Sadece kitap sona hızlı ulaştı her şey hızlı bir şekilde neticelendi ama her şeye rağmen çok güzel bir kitaptı herkese tavsiye ederim özellikle Osmanlı veya herhangi bir dönemi okumayı seven okuyuculara.