Gabriel Garcia MarquezKırmızı Pazartesi
"Herkes Santiago Nasar’ın öldürüleceğini biliyordu. Kendisi bile."
Spoiler içerebilir.
Gabriel Garcia Marquez bu kitapta bir cinayeti anlatıyor gibi görünse de aslında anlattığı şey, toplumun kolektif suçu, aynı zamanda yazarın kendi kasabasında yaşadığı bir olay. Namus adı altında işlenmiş, suçlunun gerçek olup olmadığı bilinmeden bir ağızdan çıkan isimle adımlanmış ve planlanılmış bir suç var.
Kitap boyunca “herkesin her şeyi bildiği” ama kimsenin harekete geçmediği bir atmosfere hapsediliyorsunuz. Zaten cinayetin olacağını en başta öğreniyoruz. Gerilim orada değil; asıl gerilim, bu kadar kesin bir sonuca rağmen hiçbir şeyin değişmemesinde. İnsan sinirleniyor, çaresiz hissediyor. Çünkü bu sadece kurgu değil; hâlâ etrafımızda yaşanan, yaşatılan bir şey bu.
Ben okurken hep şunu düşündüm: Sessiz kalmak da suçtur. “Bana dokunmayan yılan” zihniyetiyle yaşanan hayatlar, bir gün gelip masum birini yutar. Kitap kısa ama çok şey söylüyor. Dili sade ama etkisi ağır.
Kırmızı Pazartesi, adaletin sustuğu, törelerin konuştuğu bir toplumun, kendi elleriyle yazdığı bir cinayet senaryosudur. Ve sonunda Santiago değil, insanlık öldürülür.
Maymun iştahlı denmişti bir defasında. Bir seferinde ise erteleyen. O kadar da ilgimi çeken bir iltifat şekli değildi açıkçası, ancak bir kez olsun fark edilmiş olmak en azından güneşin açtığını hatırlatmıştı. Adımı bilmiyorum, ya da ne olduğumu. Sanırım pek de mümkün değil hatırlamam. Kendime karşı zayıf hafızalı, diğerlerine karşı kudretliyim. Ancak bu labirent kafamın içinde dolanıp duruyor. Belki yine batar güneş, gözlerim pek iyi görmüyor da artık. Ya da ne bileyim, bahane ediyorum artık. Böyle denmişti de bir seferinde. Çanlar çalıyor bir kez daha, dağılalım arkadaşlar. Sizi görüyorum.
Instagram: instagram.com/lyvrath
Biri öldü.
Hiçliğin ortasında eridi beden; yavaşça yere yığıldı, sessizleşti.
Nasıl oldu bilmem. Hatırlamam. Ne yaptım, açıklayamam.
Kalbi hâlâ atıyor. Çehresi buz tutmuş.
Bakışları donuk. Sorsan yaşıyor.
Göğsü ritim tutuyor,
ama hayalleri ızdırapta.
Biri öldü. Ama kimse duymadı.
Ben öldüm. Soran olmadı.
Beden kesmiş ümidi,
Ölü bir ruhla sürünüyor.
Yok oldum. Toprak atılmadım.
-Lyvienne
Instagram: instagram.com/lyvrath