Baş ağrı'm...
Benim hep başım ağrır,
Derler ki susuzluktan,
Doktor der migrenden, sinüzitten,
Ben bilirim ki,
Sensizlikten...
Razıyım, sonu sana kavuşmaksa,
Ağrı'mdan...

Birkul

İsa ©, bir alıntı ekledi.
 2 saat önce · Kitabı okumayı düşünüyor

21. yüzyılda demokrasi maskesi takan diktatörlükler hızla çoğa­lıyor.
eldeki çok sayıda kanıtın gösterdiği gibi, ilk olarak zaten görev başında olan maskelenmiş diktatörleri demokratik bir diktatörmüş gibi göstermek için seçimlere hile ka­rıştırılıyor

Diktatörlüğün Psikolojisi, Fathali M. Moghaddam (Sayfa 45 - p3)Diktatörlüğün Psikolojisi, Fathali M. Moghaddam (Sayfa 45 - p3)
Cezmi şeker, bir alıntı ekledi.
2 saat önce

".. Kemalizmi, Atatürk ikonolojisinden, Atatürk kültünden bağımsız ele almak zordur. İdeolojik söylem kavramının sadece sözlere/metinlere atıfta bulunmadığını, imgelerin dilini de içerdiğini unutmayalım. Atatürk imgesinin omnipresent yani her yerde hazır ve nazır oluşu, başlı başına bir şey söyler. Atatürk imgesinin kutsal görülmesi de bir şey söyler. (Ayrıca, bu kutsallaştırıcı muamelenin aktarılan iki örnekteki gibi komik ve grotesk biçimler alması da bize bir şey söyler!)

1930'lu yıllarda M. Kemal'in adına iliştirilen metafizik sıfatlar, onun üzerinde dinsel bir hale oluşturur. Kemalizmi doktrinleştirme gayretine girenlerden biri, Ankara milletvekili Şeref Aykut (1874-1939), Kamâlizm kitabında ( 1936) sistemli olarak Kamâlizm dininden söz eder: "Yalnız yaşamak dinini aşılayan ve bütün prensiplerini ekonomik temeller üzerine kuran bir din"dir bu. Kemalettin Kamu'nun ( 1901-1948) son dizeleri çok bilinen manzumesi, M. Kemal'i dine rakip çıkartır: "Ebedi bir güneşle burada doğdu Gazi/Yaprak yığını gibi burada yandı mazi/Burada erdi Musa/Buradan uçtu Isa/Bülbül burada varsa/Hürriyet için öter/Şehit kanı buranın/Yapraklarında tüter/Ne örümcek ne yosun/Ne mucize ne füsun/Kabe Arabın olsun/Çankaya bize yeter."2 1930'ların politik kasidelerinde, Atatürk'ü dinin/ tanrının/peygamberin yerine koymak adettendir: "Her şey O'dur/O her şeydir (. .. ) Elimize yüzümüze/Gönlümüzü özümüze kapıyoruz/Biz sana tapıyo-ruz!" (Aka Gündüz), "Tanrı, peygamber diye nedir, kimdir bilmeden/Taptığımız ne varsa, hepsi ondan şekil aldı" (Faruk Nafiz Çamlıbel). Edip Ayel'in "İnsanlar ölür, Türk'e ilah olan er ölmez" mısrasında ayan hale geldiği üzere, Türklüğe mahsus bir tanrısallık atfı vardır burada. Daha yaygın eğilim, İslami: kutsiyet alametlerinin M. Kemal'e uyarlanmasıdır. Reşit Galip (1893-1934 ), Atatürk'ün makamını Milli Kabe diye tanımlar. En hamarat kaside yazan Behçet Kemal Çağlar (1908-1969) varlığımızın Gazi'nin varlığında erimesinden, onunla bir olmasından söz ederken, lslami tasavvufi terimi uyarlar: "Fena-fil Gazi olmak" ... Onun Atatürk manzumelerinde dini: terimler kol gezer: "Kartal olsam köşkünü her akşam tavaf etsem", "Doğrudan doğruya dönüp senin kabene", 'Tam sustuğun gün kıyamet oldu/Tam konuştuğun günse mahşerdi/Rab, gökte 'Dinleyin' dedi meleklerine ... " Ankaralı Aşık Ömer adıyla 1942'de Atatürk Mevlidi yazmıştır. nakaratı: "Gel dilersiz bulasız od'dan necat/Atatürk'e Atatürk'e essellat." "Atatürk'e tekbir"i de vardır:
"Atatürk ekber! Atatürk ekber! Ancak o var: Atatürk !/Evliya odur, peygamber odur, sanatkar Atatürk." Behçet Kemal, Atatürk'ü Mehdileştiren söylemin de işçilerindendir; 1959'da DP iktidarına isyan eden şiirinin nakaratı: "Bir kere doğrul Atam, bir kere doğrul Atam!" idi. 1982'de Kara Kuvvetleri Komutanlığı'mn Atatürkçü Düşünce Tarzı el kitabı, Nutuk'u "hıfz etme" tavsiyesinde bulunacak, 2000'li yıllarda CHP'nin bir ilçe örgütü 10 Kasım'da 24 saat kesintisiz Nutuk okutacaktır.

Atatürk karizmasının sistemli yeniden üretimi, bir seküler kutsallık inşasına denk gelir. Bunu yaparken girişilen lslami terimleri ve imgeleri uyarlama denemeleri, dindarların Kemalizmi küfür olarak görmesini teşvik ederken, Kemalistlerde de dinsel zihniyet kalıplarının yeniden üretimine yol açmış olsa gerektir. Zaten seküler kutsallık inşası, göreceğimiz gibi, Kemalist - laisizmin baş çelişkisini oluşturur...."

Cereyanlar, Tanıl BoraCereyanlar, Tanıl Bora
Cezmi şeker, bir alıntı ekledi.
2 saat önce

"...M. Kemal'in sözleri de ikonolojikleşmiştir. Kimi sözleri zaten standart kaligrafilerle resmi ideolojinin görsel söyleminin de bir unsuru olmuştur. Hemen her duruma, her meşrebe uygun bir Atatürk sözü buluşturulabilir. Peki, sürekli tekrarlanarak ve meşrulaştırıcı işlev görerek mitosu yeniden üretmenin ötesinde, M. Kemal'in sözlerinin içeriğinde ne buluruz? M. Kemal'in yazıp söylediklerinin siyasi-ideolojik anlamı nedir?

İki temel kaynak var elimizde: M. Kemal'in 1927'de yazıp Meclis'te okuduğu Nutuk ile, çeşitli konuşma ve açıklamalarını bir araya getiren Söylev ve Demeçler. (Bunlar arasında zaman zaman -peygamber hadislerindeki sahihlik meselesindeki gibi- gerçek olup olmadığı tartışılan sözler de bulunur.)

Birçok Kemalist yazar Nutuk'a topyekun temel eser olarak bakar, eşsiz bir politik hikmet kitabı sayarlar - kimileri Türklük için taşıdığı tarihsel önemi açısından onu Bilge Kağan'ın yazıtlarına benzetir. Oysa Nutuk, bir iç siyasi hesaplaşma metnidir. Parti içi ve dışı muhalefetin tasfiyesinin tamamlandığı, tek parti rejiminin inşasına girişildiği evrede, mutlak iktidarı tescilleyen bir meydan okuma niteliği taşır. M. Kemal burada Milli Mücadele sürecini, bütün diğer failleri 'harcamaya' veya en azından ikincilleştirmeye özel bir önem vererek anlatır; Ali Fuat Cebesoy'un (1882-1968) tabiriyle "apotrlarım" [havarilerini] eleyerek kendi liderlik anlatısını kurar. Bu konjonktürel işlevinden ötürü Nutuh'un 1938-50 arası tekrar basılmasına gerek duyulmamış, 1950'den sonra da uzun süre 'kutsal kitap' muamelesi görmemiştir. Nutuk'u 'büyüten', yine askeri darbelerdir. Özellikle 12 Eylül 1980'den sonra Nutuk, bütün "izm"leri fuzuli kılacak bir bilgelik pınarı mertebesine oturtulur. (l 990'lardan sonra, M. Kemal'in yaşamında ve Nutuk'ta 19 sayısının tekrarlarını, katlarım ve zorlama hesaplarla elde edilen tezahürlerini işleyen ezoterik tefsirler de çıkacaktır.) Nutuk'un bu dönemde de çok okunduğunu söylemek zordur, daha ziyade zikri geçer, o da bir ikonolojik malzemedir..."

Cereyanlar, Tanıl BoraCereyanlar, Tanıl Bora

Kendi seslendirdiğim şiirleri YouTube kanalımda paylaşıyorum yaklaşık olarak her hafta paylaşıyorum son attığım şiirin linki aşağıda 13 tane şiir paylaşılmış durumda şu anda şiirseverleri bekliyorum
Bu arada abone olursanız sevinirim. 🙏
https://m.youtube.com/...YNlmallkMM&t=22s