neden karanlıktan çıkmıyorsun? sahi neye benziyorsun sen? korktuğun bir şey var değil mi? nedir o korktuğun?
Antik Çağ’da Anadolu
Helenler Anadolu’ya geldiklerinde büyük ölçüde kentleşmiş olan yerli halkla ve M.Ö. İkinci bin yılda tüm Avrupa bölgelerinden daha üstün bir uygarlığa sahip Anadolu’nun o eski uygarlığıyla tanıştılar. Yeni yurtlarının topografik özelliklerinden faydalanarak kara ve deniz ticareti ile ekonomik yönden güçlenmeye başlayan Helenler giderek, Anadolu halkının geleneklerini, sanattaki tekniklerini öğrendiler ve onlarla kaynaşıp, karıştılar. Bu kaynaşma ve karışmadan özellikle iyonya da üstün bir uygarlık oluştu. Batı Anadolu’da böyle harika bir uygarlığın doğmasında, Anadolu kültürünün, geleneklerinin, tekniklerinin, yazın ve tarih biliminin, düşünbilimlerinin, ayrıca Anadolu’nun yetiştirdiği bilim adamlarının önemli payı ile birlikte, her çağda ve her yerde etken olan bir diğer nedene, ekonomik gelişmeye de bağlıydı. Tüm bu koşulların bir araya gelmesiyle, M.Ö. 800-500 arası dönemde, Helen azınlığın yerli çoğunluğa karıştığı Anadolu’nun Ege kıyılarında, dünyanın en üstün uygarlığı doğdu ve bir altın çağ yaşandı. Yaratıcılıkta iyon kimliği, Anadolu kimliği ile özdeşleşti.
Sayfa 72·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yaşamak yorulmaktır. İnanmak cesaret ister: Olmak cesareti. Yola çıkmak, Kierkegaard'ın dediği gibi, kaygıyı çoğaltmaktır, yola çıkmamaksa kişinin kendi benliğini yitirmesi. Yola çıkmak kendinin farkına varmaktır, kendini bilme çabasıdır. Kişi kendisiyle yüzleşmekten mutlu olmaz, farkındalık kaygıyı çoğaltır. Ama kaygıların başı anlamsızlık kaygısıdır. Bütün anlamları anlamlandıran bir anlam isteriz; bu dünyadaki varoluşumuzu açıklamak, deryalar içre bir katre olmanın dayanılmaz uçuculuğunu gidermek isteriz. Kolay mıdır milyarlarca canlıdan biri olmak ve yine de biricikliğimizeinanmak? Üstelik, bu hayatın bir sonu olduğunu ve bir gün herkes gibi toprağın altındaki o serinliğe uzanacağımızı da biliriz. Her geçen gün, ölüme bir gün daha yakınızdır. Kolay mıdır bu gerçekle baş etmek? Kolay değildir elbet ve bu yüzden yiğitlerin mesleğidir 'ölmeden evvel ölmek.'
Alıntı
Antik Çağ’da Anadolu
M.Ö. 1400’ lerde, Girit Adası’nın efsanevi kralı Minos’un adıyla anılan Minos uygarlığının Ege dünyası üzerindeki gücü ve ticari otoritesi azalınca, Ege’de önderlik şimdi Yunanistan olarak isimlendirdiğimiz topraklarda yaşayan Akalara geçti. Akalar M.Ö. 1400-1300 yılları arasında doğu ve batı Akdeniz’de üstünlük sağladılar, ancak bu uzun sürmedi; azalan ticari çıkarları ve kuzeyden gelen güçlü göçler yüzünden, siyasal yönden üstünlüklerini yitirdiler ve yaşamları zorlaştı; daha önce ufak çaplı ticari ilişkiler kurdukları Anadolu kıyılarına yavaş yavaş göçerek, yerleşmeye başladılar.
Sayfa 71·Kitabı okuyor
M. Longston bir sözünde; “İyilik de, kötülük de, mutluluk da, mutsuzluk da bulaşıcıdır; bu yüzden etrafınızdaki insanlara dikkat edin” diyor
Hayata Dair
Yoksulluk ve şiddet hakkında son bir moral bozucu tespit. Gördüğümüz üzere şok verilen bir fare, stres tepkisi veriyordu. Ancak şok verildikten sonra bir başka fareyi ısırabilen fareler daha az stres tepkisi veriyor. Aynı şekilde babunlarda da eğer alt hiyerarşik sıralardaysan glikokortikoid salımını azaltmanın iyi yollarından biri hiyerarşideki daha düşük kişilere saldırganlığı yansıtmaktır. Burada da benzer bir şey oluyor. Muhafazakârların klasik sınıf savaşı kâbusunun, yani yoksulların ayaklanıp zenginleri katledeceği kurgusunun aksine eşitsizlik şiddeti körüklediğinde genellikle yoksullar yine yoksullara saldırıyor.