" Arkadaşım bu bölümü şu cümleyle anlatıyor:
"Sami, yaşlı adamdan ayrılıp odasına gitmek üzere uzun koridorda yürürken ölüme yakın bir adamdaki geleceği tasarlama gücüyle, geçmişe takılıp kalmış ve hiçbir hayali olmayan kendisi arasındaki derin çelişkiyi düşünmeden edemedi."
Arkadaşım haklıydı. "
" "Evet delikanlı!" diyordu yaşlı adam. "Haksız mıyım?" Adamın ne dediğini duymamıştım. Belli ki bir şeyler sorup duruyordu bana.
"Tekrarlayın!" dedim.
"Sizin anlattıklarınızın hiçbiri hayal değil diyorum" dedi bunun üzerine. "Keşke öyle olsaydı, keşke böyle olmasaydı tü ründen şikâyetler... Hepsi geçmişe yönelik. Hiç geleceğe ait bir hayalin yok mu senin?"
O zaman dehşetle, geleceğe ait hiçbir hayalimin olmadığının farkına vardım. Ziyan olmuş bir yaşamın arkasından ağıt yakıyordum ve ileriye dönük hiçbir şey söylemiyordum. "