Kimse yarasının çirkinliğini görmesin diye her yaranın üstüne sinek toplanır. O sinek, senin yanlış düşüncelerinle kalben bağlandığın maldır. Yara ise senin karanlık ahvâlindir. Eğer tabîb-i ma'nevî olan pîr-i kâmil, sendeki yaranın üstüne merhem koyacak olursa o vakit derdin sakin olur ve feryadın diner.
1. Defter·Kitabı okuyor
Yüce Allah, Firavuna dört yüz yıl ömür verdi; saltanat, padişahlık ihsan etti; dilediğini verdi ona... Bütün bunlar perdeydi; onu, bunlarla tapısından uzak tutuyordu. Bir gün bile, Allah’ı belki anar diye ona, bir muradına erişmezlik, bir başağrısı vermedi. Dileğinle oyalan, bizi anma, gecen hoş olsun dedi.
Edebiyat
Reklam
Bedeni sağ-esen olan kişi “Allah nerde” der, görmüyorum ki. Fakat bir ağrıya, bir sızıya uğradı, sayrılandı mı, yâ Allah, yâ Allah demeye koyulur; Allah’la sırdaş olur, söyleşir. Gördün ya, demek ki sağlık, perdedir ona; Allah, o derdin altında gizliymiş.
Edebiyat
“Öfkesini yenenleri, insanları bağışlıyanları, ihsanda bulunanları Allah sever.” Allah sevgilisi de noksanlı-kusurlu olamaz.
Edebiyat
Tuğrul Efendi' yi konuşurken 'Türklük' konuşmamak mümkün değildir. O, sanki "Ecdadımızın heybeti ma'ruf-ı cihândır/ Fıtrat değişir sanma! Bu kan yine o kandır" dizelerinin vücut bulmuş hâli gibiydi. Onun için müslümanlıkla Türklük yahut türklükle Müslümanlık birer kardeş değil, birdir.
Alıntı
Etrafımızda şimdikinden çok daha az sayıda insan olsaydı,anlam arz eden herhangi bir şeyden mahrum kalır mıydık?
Reklam
Reklam