"Hemen çık odamdan. Beni barakada nasıl istemiyorlarsa, bende sizi burada istemiyorum."
"Niye istemiyorlar?" Diye sordu Lennie.
"Siyahım da ondan. Oturup kağıt oynarlar, siyahım ya beni oynatmazlar... Kokuyorsun diyorlar. Bana sorarsan, asıl siz leş gibi kokuyorsunuz."
Bir karış toprağa herkesin gönlü düşer. Fazla değil. Kendisine ait bir karış toprak... Kimsenin kendisini kovamayacağı, geçinip gideceği bir yer. Benim hiç olmadı. Bu eyalette kim var kim yoksa, hemen hepsinin toprağını ektim. Ama hasadını yaptığım ürün benim değildi ki. Şimdi biz bunu başaracağız. George, kasabaya inerken yanında para götürmedi. Paralar bankada. Ben, Lennie, bir de George. Kendi odalarımız olacak. Mısır ekeceğiz. Belki ineğimiz, keçimiz bile olur.
"Ama ben giderim istersen," dedi Lennie. "Şu tepelere gider, kendime bir mağara bulurum beni istemezsen."
George yine silkindi. "Hayır," dedi. "Benimle burada kalmanı isterim."