Ursula

Ursula
@madameUrsula
Madame, je suis tout joyeux.
8/10
·158 syf.··
2022 11. kitabı
Yazarak hayatını idame ettirmeye çalışan bir adamın mücadelesi.. Sokaklarda beş parasız, kolunun altında battaniyesiyle avare avare dolaşan bu adama içim parçalandı. Bilgi birimi yüksek, ince ruhlu bu adamın, pantolonun ağıran diz kısımlarını ıslatarak gizlemeye çalışması kalbimi sızlattı. Tüm bu sefilliğine rağmen asla ahlaklı duruşunu bozmuyor, birşeyler çalmıyor, dilenmeyi reddediyor. Kendisini dilenci sananların verdiklerini kabul etmiyor ya da kabul etmemeye çalışıyor. Bu noktada kendi gururuyla çekişmesine tanık oluyoruz. Zaman zaman gururu ağır basıyor, bazen de açlık kazanıyor. Bu çektiktiklerinden ötürü tanrıyla da hesaplaşmaya tutuluyor. Böyle bir durumda kim "Neden? Neden ben?" Diye sormaz ki. Kitabın gerçekten de Knut'un Kristiania'da (Oslo) geçirdiği dönemi anlattığı düşünülünce duygulanmamak imkansız. Knut'un iç dünyası beni oldukça etkiledi. Ayakkabılarına bakıp, burdan benliğine dair derin düşünlere kapılabiliyor. Tamamen kendi kafasının içinde kendi düşünceleriyle yaşayan biri. Yazı yazmayı mucizevi bir olay gibi öyle ahnekle anlatıyor ki insanda bir anda yazma isteği uyandırıyor. Sanki sizin de aklınızda kendiliğinden kelimeler parlamaya başlıyor ve bunları yazıya dökmek hayattaki en güzel şeymiş gibi düşünüyorsunuz. Kitabın başında Behçet Necatigil tarafından Knut'un hayatı hakkında da bilgi verilmiş. Okudukça Knut'un başından beri çektiği tüm zorluklara rağmen yazma azminin asla tükenmediğini, yazmaya ve üretmeye büyük bir hevesle bağlı olduğunu görüyoruz. İlham verici hayatıyla da övgüye değer, önemli bir yazar.
1000Kitap
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
ruhunuzu görebilseydiniz
10/10
·190 syf.··
2022 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2022 20:46
Büyük bir merakla, heyecanla başladığım bir kitaptı. Betimlemeleri, ruhsal çözümlemeleri ve hikayenin sonuyla tüm beklentilerimi fazlasıyla karşıladı. Everest yayınlarından sansürsüz basımı okudum. Neden, niçin sansürlenmiş olabileceği beni daha da meraklandırdı. Kendimce sansürü gerektirecek birşey göremedim ama sanırım 19.yüzyıl İngilteresi için eşcinsellik olgusunun bulunması yeterliydi. Hatta sansür az bile kalmıştı. Hayatta yaptıklarımızın ya da başımıza gelenlerin ruhumuzda bıraktığı izleri fiziken görebilseydik.. Dorian Gray'ın başına gelen bu. Bu durum Dorian için dayanılmaz bir lanet haline gelse de kişi için yol gösterici olabileceğini de düşünüyorum. Henry Wotton karakteri çok iyi tasarlanmış, size toplumsal ahlak adıyla hayatta kendinize koyduğunuz kuralları sorgulatan bir karakter. Ve Genç yaştaki Dorian'ın da Henry ile tanışmasıyla hayatı evrilmeye başlıyor. Dorian'ın zeki bir karakter olmadığını da yaptığı hiç birşeyin sorumluğununu almaması ve suçluluk duygusu hissetmemesinden anlıyoruz. Bu hikayede ise yanan Dorian'ın portresini çizen Basil Hallward oldu. Okurken insanın içindeki en çiğ duyguları ortaya çıkartıyor. Ayrıca kitap 2009 yılında filme uyarlanmış ancak gördüğüm en kötü uyarlanmalardan biri olmuş. Oscar wilde'in kelimelerle üzerinizde bıraktığı hissiyatı asla yaratamıyor.
1000Kitap
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Everest Yayınları · 202499,2bin okunma
7/10
·216 syf.··
2021 17. kitabı
Yazarın ilk distopya kitabı, sanırım gelecekte geçen ilk kitabı ama tam bir bilimkurgu niteliğinden uzak. Yunan felsefesi, atlantisi benzeri öğelerle harmanlayarak, insanlığın kendisine tutacağı eleştirel bir ayna üretmiş. Bilimkurgu, yarı distopya perdesi altında bir felsefe, düşünü kitabı.
Edebiyat
Empedokles'in DostlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20216,5bin okunma