asla sıkılmadan neredeyse 3 gecede bitirdiğim kitap.
her bölümde nora ile bir maceraya çıkıyorsunuz ve her macerada dünyanın farklı bir yerindesiniz. birinde bir buzul araştırmacısıyken birinde ise bir iskandinav ülkesinde (hatırladığım kadarıyla) şarap üreticisisiniz ve gece dolunayda üzüm bağlarının arasında dolaşıyorsunuz. kitabın size tanıttığı karakterler. sizi gezdirdiği ülkeler. yaşanan olaylara norayla beraber şaşkınlıkla bakmanız ve kütüphanedeki masasında sizi bekleyen gizemli bayan elm.
her yönüyle kesinlikle sürükleyici ve okurken "keşke uykum gelmese de devam etsem" dediğim bir kitaptı ve unutmayın belki de kediniz her evrende ölüyordur :)
ayrıca kafamda hala bir soru var. portekizde ne oldu ?? bilen var mı ?
fakat insan sistemlere, bazı soyut kavramlara o derece bağlıdır ki, mantıktan yana olmak için gerçeği bile bile değiştirmeye, gözlerini kapayıp kulaklarını tıkamaya razı olur.
bu çeşit insanlar akılları kıt olduğu için herhangi bir konuda ana sebepleri araştırmadan hemen el altındaki ikinci derece sebeplere bağlanıverir ve doğru hareket ettiklerinden emin oldukları için de rahattırlar.