Sonra babam eşikte göründü; yüzünde bir şey vardı. Hemen tanıyamadığım, çünkü daha önce hiç görmediğim bir şey: korku. "Emir! Hasan!" diye bağırarak, kolları ardına kadar açık, bize doğru koştu. "Bütün yolları kesmişler, telefon da çalışmıyor. Delirecektim!"
Bizi kollarına aldı. Bir an, kısacık bir an, o gece olanlara -artık ne olduysa- sevindim.
Bazı günler Baba'ya alabildiğine yoğun, dinsel denebilecek bir tapınma duyardım. Ama o an, damarlarımı yarıp o lanetli kanını bedenimden akıtmak, def etmek istedim.