📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Zaten beni ürküten de bu," dedi Dantes, "insanın böyle kolayca mutlu olabileceğine inanamıyorum! Mutluluk o büyülü adalarda kapılarını ejderhaların koruduğu saraylara benzer adeta. Ona sahip olmak için mücadele etmek gerekir ve ben gerçekten de Mercedes'in kocası olma mutluluğunu nasıl hak ettiğimi bilemiyorum."
Evlilikte mutluluk ideali 18. yüzyılda icat edildi. Ancak o yüzyılın ortaya çıkardığı yeni sosyal ağlar (mason locaları, kulüpler, dernekler) sadece erkeklerden oluşuyordu. Akademiler gibi meclislerin de tamamı kendilerini "çalışmalarına" adama niyetindeydi. Ancak kadınlar, ciddiye alınmayan zekaları ve varlıklarıyla erkekleri bölüp rahatsız ederek dikkatlerini dağıtabilirlerdi. Yüzyıl sonunda, yeni bir "bilim" dalı, gastronomi icat edildiğinde kadınları dışında tutmak amaçlandı. Kadınların men edilmesi Grimod de La Reyniere tarafından dile getirildi. Bu durum en azından Birinci Dünya Savaşı'na kadar da böyle sürdü: "Kimi şarkılarda kadeh kaldırdığımız güzelleri daima hoş karşılasak bile onları ziyafetlerimize ortak etmemiz olanaksız." Erkek topluluğunun birbirine kenetlenmesinde kadının oynadığı rol bundan daha iyi anlatılamazdı: onlarla konuşmak değil, onlardan konuşmak
Baştan çıkarma konusunda kadının egemen olduğu inancı eskilere dayanıyor. Mitolojik, ilahi, destansı, tarihi veya edebi olsun, baştan çıkarma galerisindeki artışı gösteriyor. Oysa kadının bu alanda üstün olduğu düşüncesi rıza kavramını ortadan kaldırıyor. Erkekler her zaman, istediği şeyi elde edebilmek için kadının yatağa girmesinin yeterli olduğunu düşündü. Şu halde, erkeklerin gözünde kadının rızası kadının özgürlüğünün bir güvencesi değil, erkeğin cinselliğini sınırlayan keyfi ve baskıcı bir güçtür. Bu yüzdendir ki reddedilen erkek cinsel açıdan bir hayal kırıklığı değil aşağılanma hisseder.
Delicesine özgür ve müsait, herkes tarafından arzulanan ve canının istediğine kendisini veren kadın imajı, erkeğe özgü, kadın düşmanı bir fantezidir. Mesleklerini icra ederken ortaya çıkan beklenmedik fırsatları değerlendirdiği varsayılan postacı veya tesisatçı (komik öyküler, çizgi romanlar, porno filmler) buna örnek verilebilir. Bu kalıplaşmış imaj doğru olsaydı, kadınların erkeklerden daha çok partneri olur, kocalarını daha sık aldatırlardı. Oysa gerçek bunun tam tersidir çünkü kadının özgürlüğü erkeklere oranla daha sınırlıdır.