Dedemin yattığı odaya girdiğimde, cami imamı Kuran okuyordu. Boğazına hırıltlar çökmüş olan dedem ise kendinden geçmiş bir halde yatıyordu. Üzeri örtülmüş, ebedi yolculuğunu bekler gibi bir hali vardı. Duruşuna hazince baktım. Kendimi de son anlarını yaşayan bir hasta gibi gördüm. İnsan ömrünü düşündüm. Dünyaya gelirken Rabbim kuluna sormuyordu, alırken de haber vermiyordu. Öyleyse kulluk hesabına hazır mıydık?
Titreten bir andı bu. Ya ben son nefeslerini alan biri olsaydım, o ebedi yolculuğa çıksaydım, acaba o büyük hesaba hazır mıydım? Hayır!..Ne yazık ki değildim. Beynime tonlarca düsünce darbesi inip kalkıyordu. Meğer hayatımın en büyük meselesi, bu büyük imtihana hazırlanmakmış.