Ölümün tamamen bir hiçlik, bireyin yok oluşu olduğu tezi, Epikurosçu geleneğin merkezi direğiydi. Bilge Epikuros ölümden korkulacak bir şey olmadığını bilir; çünkü ölüm, tüm hazzın ve acının kaynağı olan bedenin sona ermesi anlamına gelmektedir. İyi ve kötü, haz ve acı yönünden ölçüldüğü için, ölüm ne iyidir ne de kötü; o sadece, doğal yaşamımızın sonunda kabul etmek zorunda olduğumuz basit bir gerçektir. Şu ilkeyi sıkıca aklımızda tutarsak onu kolaylıkla kabul edebiliriz: "Ben varsam ölüm yok, ölüm varsa ben yokum." Mainländer ölüm teorisinin özünü kabul eder; fakat ona Epikurosçulardan tamamen farklı bir anlam verir. Mainländer için ölüm kurtuluş demektir; çünkü yaşam en nihayetinde ıstıraptır ve bundan kaçmak gerekir. Ancak Epikuros için ölüm kurtuluş değil, basitçe yaşamın doğal sonudur. Epikuros bu dünya üzerinde ve bu yaşam içinde en yüksek iyiyi elde edebileceğimizi kabul ettiği için kefaret için bir neden görmez. Burada, kefareti övme gereksiniminde, Mainländer'in felsefesinin Hıristiyan kökenlerini görürüz.