“İnsanlar sürekli ihanet ederler. Nedenler her zaman bencil ve adidir, karmaşık olan ise uydurduğumuz bahanelerdir.”
Psikolojik gerilim tutkunları, toplanın! Bugün, madalyonun iki yüzü olduğunu gösteren ve okurun duygularıyla oynayan ustaca yazılmış bir roman ile karşınızdayım. Kimin kimi manipüle ettiğini anlamayacağınız kurgusuyla Netflix’te aynı isimli bir mini diziye uyarlanan iddialı roman “Gözlerinin Ardında” ile.
Modern dünyanın tekdüzeliğine sıkışmış bekar bir anne olan Louise, bir akşam tesadüf eseri dışarı çıktığında barda bir adamla öpüşür. Pazartesi günü işe gittiğindeyse yeni patronuyla tanışır. Bardaki adamla. Bu sırada şehre yeni gelmiş ve bir arkadaşa ihtiyacı olan Adele ile de yolları kesişir. Tesadüf odur ki Adele, David'in karısıdır. Louise yaptığının yanlış olduğunu bile bile hem David'le hem de Adele'le yakınlaşıp onların gergin, karmaşık evliliklerine giderek daha fazla kapılınca kendini sapkın zihin oyunlarının içinde bulur. David neden bu kadar kontrolcüdür? Adele neden eşinden korkuyordur? Ve bir insan evliliğinin sırlarını korumak için ne kadar ileri gidebilir?..
Romanın ilk sayfasından itibaren hem karakterlerdeki hem de olayların akışındaki gerginlik bana anında geçti ve sürekli kimin yalan kimin doğruyu söylediğini, bir sonraki sayfada neler yapabileceklerini düşünerek okudum. Çoğu yerde karakterlerin aptallığını ve Adele'in manipülasyonlarının farkına bile varmamalarını, her hareketlerini ve düşüncelerini Adele'in istediği şekilde oluşturmalarını abartılı bulduğumu itiraf etmeliyim. Adele'in psikopatlığını en başından beri açık açık gördüğüm için ondan cidden nefret ediyordum ama Louise ve David ilişkisini asla onaylamadım. Biri karısını, diğeri en yakın arkadaş ilan ettiği kadını aldatıyordu ve o kadar pişkinlerdi ki aşk zırvaları